HAFTALIK GÜNDEM DEĞERLENDİRME

100. YIL HİLAFET KAMPANYASI BASKI VE ZULME RAĞMEN DEVAM EDİYOR

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Sayın Mahmut Kar gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. -Müslüman Kadınlara Yönelik Gözaltılar -Hilafet Hayal Değildir

Haftalık Değerlendirme Toplantısı


100. YIL HİLAFET KAMPANYASI BASKI VE ZULME RAĞMEN DEVAM EDİYOR


Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu, 13 Şubat 2021 tarihinde Hilafetin kaldırılışının hicri 100. Yılı münasebetiyle küresel bir kampanya başlattı. Bu Kampanya hakkında geçtiğimiz hafta kamuoyunu bilgilendirmiş ve duyurusunu yapmıştık. Kampanya kapsamında “Hilafetsiz yüz yıl yeter artık, ey Müslümanlar hilafeti yeniden kurun” çağrısı ile dünyanın birçok ülkesinde etkinlikler gerçekleştirildi ve halen gerçekleştirilmeye devam ediyor. Kampanya Hilafet’in kaldırıldığı Hicri 28 Recep’e kadar devam edecek inşallah…


Kıymetli Müslümanlar! 
Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak biz de bu kampanyaya video mesajlar, sosyal medya faaliyetleri ile iştirak ediyoruz. Pandemi sebebiyle katılımlı yapamadığımız paneller ve programları online olarak yapıyoruz. Müslümanlara Hilafeti hatırlatarak küresel ölçekteki bu kampanyaya Hilafet’e ev sahipliği yapan Türkiye’den ses veriyoruz soluk oluyoruz. Öncelikle Rabbimizden bu kampanyayı hayırlara vesile kılmasını ve yeniden Nübüvvet metodu üzere Raşid-i Hilafetin kurulmasıyla neticelendirmesini niyaz ediyoruz. 


Kıymetli Müslümanlar Sayın Basın Mensupları! Müslümanlara dinlerini ve tarihlerini hatırlatan bu çalışmalarımız İslam düşmanlarını rahatsız etmiş olacak ki, 3 Şubat 2021 tarihinde yani iki hafta önce Üsküdar’da hilafet içerikli video çekimi yapan 5 kardeşimiz evlerine baskın yapılarak gözaltına alınmışlardı hatırlarsanız. Bu kardeşlerimiz serbest bırakıldılar. Daha sonra, Bilecik Söğüt’te Ertuğrul Gazi’nin türbesi önünde yine Hilafet ile ilgili video çekimi yapan 3 kardeşimiz 20 Şubat Pazar günü gözaltına alındılar ve bir gün sonra serbest bırakıldılar. Bu sabah saatlerinde ise Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 5 bacımız gözaltına alınıp savcılık emri ile Afyon’a götürüldüler.  Sebep neydi biliyor musunuz? Afyon’un tarihi Amuriye bölgesinde, esaret altındaki Müslüman kadınların feryadına icabet eden İslam Halifesi Mu’tasım’ı hatırlatan bir video çekimi yaptıkları için bu bacılarımız gözaltına alındılar. Sabah erken saatlerde, sabah namazı vaktinde önce 4 hanım kardeşimiz Ankara’daki evlerine baskın yapılarak gözaltına alındılar. Sonra daha birkaç saat önce de bir hanım kardeşimiz kundaktaki bebeği ile gözaltına alındı ve Afyon’a götürüldü. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, bu bacılarımız ne yapmışlar ne suç işlemişler ki evlerine sabah şafak vaktinde panzerler ile baskın yapılıyor. Onların zerre suçu yok, onlar sadece İslam ve Hialfet’e çağırdılar, kırmadılar dökmediler, küfretmediler. Velev ki ifadelerinin alınmasını gerektiren resmi bir işlem başlatıldı; bir telefon ile ulaşılıp ifadeye çağrılabilecekken kardeşlerimize adeta terörist muamelesi yapılarak gözaltına alınması nedendir?


Erkeğinden kadınına, yaşlısından gencine ayrım gözetilmeksizin yapılan bu operasyonlar İslam’a ve Müslümanlara yönelik bin yıl sürecek denilen 28 Şubat ruhunun devam ettiğinin göstergesidir. Bu ülke de her türlü fasit ve saptırıcı düşünce özgürce dile getirilirken, hatta iktidar ve ana akım medya tarafından desteklenirken, İslam’ı savunan Müslümanlar baskı ve zulüm görmeye devam ediyor. Bu da gösteriyor ki, bu ülkede iktidarlar değişse de İslam’ı savunmak ve hilafeti istemek potansiyel suç olarak kabul ediliyor. Müslümanlar potansiyel suçlu olarak görülüyorlar. Şimdi buradan önce kardeşlerimize zulmedenlere ve bu zulme mâni olmayan iktidar yetkililerine sesleniyorum! Hilafet ile ilgili video çekimi yapan bacılarımızın hatırlattığı halife Mu’tasım Rumların esir aldığı tek bir Müslüman kadını kurtarmak için Bağdat’tan Amuriye’ye devasa bir ordu göndermiş ve kadını kurtarmıştı. O esir bacımız Va Mu’tasımah çığlıklarıyla halifeden imdat dilemişti. Bu çağrı Mu’tasıma ulaştığında o Müslüman kadını kurtarmadan bir şey yiyip içmeyi kendisine haram kılmıştı. Sizler ise bugün İslam coğrafyasının dört bir yanındaki mazlum kadın ve çocukların feryatlarına ve çığlıklarına gözlerinizi kapattınız, kulaklarınızı tıkadınız. Dilleriniz lal oldu. Bu da yetmezmiş gibi sırf Rabbim Allah’tır dedikleri ve İslami bir hayat istedikleri için Müslüman kadınlara zulmediyorsunuz. Hilafet istemek ne Allah katında ne de Allah'a ve ahiret gününe iman edenler nezdinde suç değildir. Bilakis İslami bir görev aynı zamanda onur ve şereftir. Biz bu yaptığımız işle onur ve şeref duyuyoruz. Asıl suçlu sizlersiniz, çünkü sizler İslam'ın yönetim şekli olan Hilafet'e karşı olanlarla bir oluyorsunuz. Hilafete davet edenlere zulmediyorsunuz. Bu ülkede Hilafet dedikleri için, Hilafet istedikleri için Müslüman gençler ve kadınlar gözaltına alınıyorsa, İçişleri Bakanı’ndan Adalet Bakanı’na, Aile ve Kadın’dan sorumlu Bakan’dan Cumhurbaşkanı’na kadar herkes sorumludur ve herkes bu vebale ortaktır. 
Bacılarımıza sabah vakti ev baskını emri çıkaran savcılardan, bu baskınları gerçekleştiren emniyet güçlerine kadar hepiniz vebal altındasınız. Biz Hilafeti istemek ve onu yeniden kurmak için çalışmaktan asla geri durmayacağız. Her video çeken kişiye baskın ve gözaltı yapacaksanız bilin ki bu baskı ve gözaltılar bizi yıldırmaz, bizi bitiremezsiniz, biz bitmeyiz. Yine buradan bacılarımıza yönelik bu baskı ve göz altıların gündem olduğu sosyal medya da Hilafet ile ilgili video çeken kadınlar ve çocuklara ahlaksızca saldıran laik Kemalistlere de sesleniyorum ve diyorum ki, Sizin ağzınızdan akan pis kokular, sizin dilinizden dökülen öfke ve kin şahsiyetsizliğinizi apaçık ortaya dökmektedir. Siz içinizde sakladığınız düşmanlık ve öfke ile zelil ve zillet içinde yaşayıp öleceksiniz. Rabbimiz bizim o tertemiz çocuklarımızı, fidanlarımızı sizin şerrinizden korusun inşallah…


Kıymetli Müslümanlar!
Son olarak, kardeşlerimizin ve bacılarımızın gözaltına alınması sonrası paylaşımları ve açıklamalarıyla onlara destek olan Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri, kanaat önderi alimler, gazeteci, yazar, akademisyen ve tüm Müslümanlara teşekkür ediyoruz. Allah’ın dinine yardım edenlerin yanında olan herkesten Allah’ta razı olsun.


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ
Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.   (Muhammed 7)


HİLAFET İSLAM ŞERİATININ KENDİSİDİR


Hizb-ut Tahrir’in Hilafet çağrısı karşısında dudak bükenlere, bu devirde Hilafet te neymiş diyenlere, Hilafetin gericilik olduğunu söyleyenlere rastlamışsınızdır. Hayal kuruyorsunuz diye küçümseyenlere, halifeniz kim olacak diye alay edenlere, bu iş nasıl olacak, onlarca devlet nasıl birleşecek diye merak edenlere de şahit olmuşsunuzdur. Öncelikle belirtelim ki Hilafet, İslam şeriatından bir parçadır. Hatta İslam şeriatının ta kendisidir. Nitekim Büyük İslam alimi ve müfessir İmam Kurtubi, Hilafeti “Bütün sütunların kendisine dayandığı temel sütun” olarak tarif etmiştir. Zira Hilafet olmazsa İslam şeriatı tatbik edilemez. İslam dünyasına bir bakın! Endonezya’dan Fas’a kadar İslam şeriatını kamilen tatbik eden bir belde var mı? Hayır yok! Bazı had ve cezaların uygulanması sizi yanıltmasın. Çünkü İslam şeriatı had ve cezalardan ibaret değildir. Ekonomiden, sosyal hayata iç siyasetten dış siyasete tamamının İslam’a göre olması zorunludur. Dolayısıyla Hilafet olmadan İslam şeriatının tatbik edilemeyeceği hakikati aslında fiilen gözlerimizin önünde duruyor. 
Hilafet yok ve İslam’ı tatbik eden tek bir ülke de yok!  Hilafetin yokluğunda gözler boyandı. Zihinler bulanıklaştı. Hak ile batıl arasındaki çizgi silikleşti. Netice itibariyle yüzde 99’u Müslüman olan bu topraklarda şeriat öcü olarak gösterildi. Kafir batının yaşam tarzı ulaşılması gereken bir ideal olarak önümüze sürüldü. Diziler, filimler, okullardaki müfredat, iş hayatı hep bu esas üzere bina edildi. Ahlaksızlık sokaklara taştı. Dinsizlik arttı. Allah bize karışamaz anlayışı hâkim oldu. Haşa! Şimdi düşünün, ben Müslümanım diyen, Allah ve Rasul’üne iman ettiğini söyleyen bir kişi İslam şeriatını istemiyorum diyebilir mi? Ben Müslümanım ama laiklik ve demokrasi sanki daha güzel denilebilir mi? Ben Müslümanım ama İslam şeriatı bu çağa, bugüne hitap etmiyor diye bir söz sarf edilebilir mi? Allah aşkına!  


İşte böylesine karmaşa ve zihinsel bulanıklığın olduğu bir ortamda Hizb-ut Tahrir Müslümanları Hilafete, İslam şeriatını tatbik etmeye davet ediyor. Zira Hilafet, Allah’ın rızasına nail olmanın yoludur. “Aralarında Allah’ın indirdikleriyle hükmet” mesajına lebbeyk Allahümme lebbeyk şeklinde karşılık vermektir. “Emret Allah’ım sen yeter ki emret! Biz sana boyun eğenlerdeniz” demektir. Hilafet ahirette Allah’ın rızasını kazanmak iken; dünya da güç ve kuvvettir, vahdettir, ferahlıktır, berekettir, izzettir, onurdur! Sömürgeci kafirlerin boyunduruğundan kurtulmaktır.  Müslümanların arasına çekilen sınırların kaldırılmasıdır. Askeri ve iktisadi güçlerin birleştirilmesidir. 
Tüm bunlara rağmen Hilafet’e hayal mi diyorsunuz? Allah’ın Rasul’ü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisi şerifine ne diyorsunuz? Sonra da Nübbet metodu üzere yeniden altını çiziyorum yeniden Peygamberlik metodu üzere Raşidi Hilafet olacaktır” Şayet Hilafet hayal ise o hayal bize Allah’ın Rasul’ü, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in emanetidir. Ve Allah’ın Rasulü asla ve kat’a yalan söylemez! Olmayacak hayallere kapılmaz! Olmayacak hayalleri müjde olarak vermez!


Şimdi bu kadar beldenin, bu koca coğrafyanın nasıl tek bir devlet çatısı altında toplanacağını mı merak ediyorsunuz? 52 eyaletten kurulu Amerika Birleşik Devletleri, 26 devletten kurulu Avrupa Birliği tüm dünyanın gözleri önünde dururken mi bunu söylüyorsunuz? Onların bir araya gelmesi sizi şaşırtmıyor, imkânsız olarak görünmüyor da Müslümanların, Aynı Allah’a aynı Peygambere iman eden Müslümanların devletlerinin birleşmesini mi imkânsız görünüyor?  Peki ya Allah’ın hikmeti? Lütfu? İhsanı? Asla olmaz, imkânsız denilen şeyleri ol demesiyle gerçekleştirmesi?


Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurdu:
لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً مَّا أَلَّفَتْ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ إِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ 
“Eğer yeryüzündeki her ne varsa tümünü harcasaydın yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi. Çünkü O, sonsuz kuvvet ve hikmet sahibidir.” (Enfal 63) 


Hilafetin ilanından sonra Allah’ın rahmeti gerçekleşecek ve Müslümanlar akın akın Raşidi Hilafet Devletine sevinçle koşacaklardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!


Kıymetli Müslümanlar!
Kuşkusuz her şeyin bir eceli vardır! Elbet Allah’a isyanın temel direği olan laik düzenlerin de bir eceli vardır. Allah’ın takdir ettiği ecel geldiğinde yol olup gideceklerdir. Her şeyin de bir doğuşu vardır. Allah takdir ettiğinde İslam güneşi yani Raşidi Hilafet yeniden doğacaktır. Hilafete dil uzatanlar, onun gelişini geciktirmeye çalışanlar güneşi balçıkla sıvamaya çalışan bi çare zavallılardır. Ve herkes bilir ki “Güneş balçıkla sıvanmaz!”


Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
23 ŞUBAT 2021

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.