Asıl Olan “İsrail” İle Normalleşmek Değil, Mavi Marmara Katillerine Haddini Bildirmektir

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu / 2016-06-27
Asıl Olan “İsrail” İle Normalleşmek Değil, Mavi Marmara Katillerine Haddini Bildirmektir

Basın Açıklaması

Asıl Olan “İsrail” İle Normalleşmek Değil, Mavi Marmara Katillerine Haddini Bildirmektir

     Başbakan Binali Yıldırım ve Yahudi varlığı Başbakanı Netanyahu, Türkiye ile Yahudi varlığı arasında yıllar süren görüşmeler neticesinde bir anlaşmanın sağlandığını düzenledikleri eşzamanlı basın toplantısında kamuoyuna duyurdular. Oysaki İslam ve Müslümanların azılı düşmanı işgalci Yahudi varlığı ile her ne pahasına olursa olsun, hiçbir şart ve ortamda Müslümanların aleyhine herhangi bir anlaşma yapılamaz. Bu anlaşmayı yapanlar, anlaşma masasına oturanlar ve sonuçtan memnuniyet duyanlar Allah'a, Rasulullah'a ve İslam'a ihanet ettiklerini bilmelidirler. Yine Filistin'i fetheden Halife Ömer, onu haçlılardan temizleyen Salahuddin Eyyubi, Filistin'i Yahudilere satmayan Sultan Abdulhamid ve onun için hayatını feda eden Şeyh Ahmet Yasin gibi adamları sırtından hançerlediklerini de bilmelidirler.

     Bu anlaşma Türkiye tarafının söylediği gibi Filistin halkının menfaatine yönelik değildir. Bu anlaşmadan asıl memnuniyet duyanlar işgalci Yahudi varlığı yönetimidir. Zira Müslümanlar ile alay edercesine ve Türkiye tarafının yalanlarını ifşa edercesine Gazze ablukasının kalkmayacağını ilan eden onlardır. İşte bu durum Türkiye yöneticilerinin basiretsizliğini ve korkaklığını, bundan cesaret alan Yahudi yöneticilerin ise küstahlığını göstermektedir.

     Hatırlanacağı üzere bundan tam 6 yıl önce de böyle olmuştu. 1 Haziran 2010 tarihinde Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine Yahudi varlığı deniz korsanları gecenin karanlığında saldırmış, 10 Müslüman kardeşimizi şehit etmiş ve yardımların Filistin halkına ulaşmasına engel olmuştu. O zaman da Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti olarak, bu elim hadiseden hemen sonra aciz bir şekilde kınama açıklamaları yapan yöneticilere şöyle seslenmiştik: “Biz gasıp Yahudi varlığı "İsrail"i kınamıyoruz, çünkü biz biliyoruz ki ancak zayıf ve aciz olanlar kınar! Düşmanlarından korkanlar ve vatandaşlarına yapılanların hesabını soramayanlar kınar! Kuru biz özür ile tatmin olacağını açıklayanlar kınar! Bu yüzden laftan anlamayan Yahudi varlığı kınanmaz. Onlara ancak anladıkları dilden cevap verilir ve had bildirilir!

     Yahudi varlığının Mescid-i Aksa’yı işgal ettiği günden bu yana bizim sözümüz hiç değişmedi ve öfkemiz hiç dinmedi. Ancak görüyoruz ki 6 yıl önce “Filistin davası bizim davamızdır, Mavi Marmara'nın hesabı sorulacak ve ben olduğum sürece ‘İsrail’ ile ilişkiler normalleşmez” diyen Erdoğan ve Ak Parti Hükümetlerinin sözleri çok değişti. Çünkü dün Yahudi varlığına hamasi söylemlerde bulunanlar, bugün normalleşmenin “hikmetlerini ve nimetlerini” anlatmaya çalışıyorlar. O gün yağmadan sadece gürleyen ve Yahudi varlığına terör devleti diyen bu yöneticiler, şimdi "İsrail bizim dostumuzdur", "İsrail"e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz gerekir, bu bölgenin gerçeğidir" diyorlar.

     Bizde diyoruz ki bu anlaşma Filistin halkını ve Müslümanları memnun etmedi ve etmeyecektir. Aksine bu anlaşma ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in de dediği gibi emrini harfiyen yerine getirdiğiniz ABD'yi memnun etmiştir. Sizin Filistin davanız sadece lafta kalmış bir davadır. Sizin Filistin sevdanız, oy kazanmak için istismar ettiğiniz bir sevdadır. Sizin büyük devlet hayaliniz, bu zelil anlaşma ile sona ermiştir. Siz Gazze’ye iki inşaat yapmayı iş, Yahudi varlığı ile ticari ilişkilerinizi artırmayı büyük bir maslahat ve ABD'nin kurduğu masadaki küçük kırıntılarla yetinmeyi de izzet ve onur sanıyorsunuz. Hâlbuki gerçek onur ve izzet İslam’dadır. Bizler için normalleşmenin esası Yahudi varlığının ebedi düşmanımız olması ve onunla tüm ilişkilerimizin askıya alınmasıdır. Hesaba kattığımız tek gerçek ise bu toprakların İslam toprakları olduğu ve ikinci Raşid-i Hilafet’in kurulması ile birlikte gasıp Yahudi varlığının bu topraklardan tamamen temizleneceğidir.