Biz Bir Ümmetiz ve Teröre Karşı Tek Yüreğiz

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu / 2016-08-26
Biz Bir Ümmetiz ve Teröre Karşı Tek Yüreğiz

Basın Açıklaması

Biz Bir Ümmetiz ve Teröre Karşı Tek Yüreğiz

Son günlerde meydana gelen menfur terör olaylarını protesto etmek ve bu olayların arkasındaki sömürgecilere dikkat çekmek amacıyla Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti, mübarek Cuma günü İstanbul, Bursa, Ankara, Mersin ve Şanlıurfa’da basın açıklamaları düzenledi. Van, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep, Halep, Gazze’de ve en son bugün Cizre’de meydana gelen terör saldırılarında katledilen Müslümanlar için kılınan gıyabi cenaze namazlarının akabinde basın açıklamaları gerçekleştirildi.

Müslümanların teveccüh gösterdiği basın açıklamasında şu ifadelere vurgu yapıldı:

Ülkemizde ve İslam coğrafyasında meydana gelen terör olaylarının, katliamların ve tüm bu kokuşmuşluğun asıl müsebbibi, demokrasi ve laiklik esası üzerine kurulu kapitalist devletlerdir. Dolayısıyla tüm bu terör olaylarının azmettiricileri, kapitalist sömürgeci Batılı devletlerdir. Yani Amerika’dır, İngiltere’dir, Rusya’dır, Fransa’dır ve diğer sömürgeci güçlerdir. Zira bu emperyalist devletlerin kendi menfaatleri için yapamayacakları katliam ve işlemeyecekleri cürüm yoktur. Osmanlı Hilafet Devleti’nin yıkılmasından sonra yeryüzü, bu kâfir devletlerin tahakkümü altına girmiş ve dünya adeta bir kan gölüne çevrilmiştir. İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıkta birbirleri ile yarışan bu Batılı devletler, yerli işbirlikçileri eliyle Müslümanlara karşı her türlü zulmü ve saldırıyı desteklemişlerdir. 15 Temmuz gecesi yaşananlar ve yıllardır ülkemizde meydana gelen tüm terör olayları, bizatihi onların tertiplediği olaylardır. Öyleyse neden hâlâ reel politik ve siyasi konjonktür hesapları yapılarak düşmanlarımızla dostluk kurulmaktadır? Hangi akıl, hangi vicdan ve hangi sorumluluk sahibi kişi, vatandaşlarının katilleriyle dost ve müttefik olabilir? Oysa bakınız Rabbimiz ne buyuruyor: وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ  “Sen onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ne Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.” [Bakara 120]

Ey Müslümanlar! Gün geçmiyor ki yeni bir terör saldırısı yaşanmasın! Gün geçmiyor ki Müslümanlara yönelik bir katliam vuku bulmasın! Söyler misiniz bu vahşi saldırılara daha ne kadar tahammül edeceğiz? Söyler misiniz daha ne kadar ateş düştüğü yeri yakacak? Daha kaç masum çocuk parçalanacak! Söyler misiniz bu azgınlaşmış terörist devletleri, bu kalpleri taşlaşmış olan canileri, bu hiçbir insani değer taşımayan zalimleri kim durduracak? Kim bu yapılan katliam ve saldırılara bir son verecek? Allah aşkına, Rasulullah aşkına söyleyin, kim Müslümanları mazlum ve maktul olmaktan kurtaracak?

Filistin’de Yahudi varlığı ile anlaşmayı bir zorunluluk olarak görenler mi? Daha beş gün önce, gece yarısı Gazze’ye bombalar yağdıran ve Müslümanların yeryüzündeki üç kutsal mescidinden birisi olan Mescidi Aksa’yı işgal eden “İsrail’e” bölgede ihtiyacımız var diyenler mi? Allah’a ve Resullerine dahi verdikleri sözde durmamış olan bu işgalci Yahudilere güvenenler mi?

Ya da beş yüz binden fazla Müslümanı katleden, vahşi şebbihalarıyla binlerce bacımızın iffetini kirleten, yüz binden fazla çocuğu öldüren zalim Esed ile yeniden barış yapmak isteyenler mi? Katil Esed’in o kanlı elini sıkmak için sabırsızlananlar mı?

Ya da terörün taşeronlarıyla uğraşan ama arkasındaki sömürgeci devletlere tek bir kelime dahi edemeyenler mi? Üst akıl devrede diye avaz avaz bağıran, ancak üst aklın hangi devlet olduğunu yada kim olduğunu söylemekten dahi çekinen korkaklar mı?

Ey Müslümanlar! Oysa sömürgeciler katlederken hiç korkmuyor? Yahudiler bombalarken hiç çekinmiyor? Teröristler eylem yapmaktan hiç sakınmıyor! Öyleyse sizler de sömürgeci kâfirlere karşı olduğunuz halde, bu yöneticiler kimden korkuyor? Yeryüzünde korkulmaya en layık olan âlemlerin rabbi Allah Azze ve Celle değil midir? Terör olaylarının gerçek failleri olan sömürgeci devletleri bildiği halde, onlarla halen daha dostluk kuran, onları halen daha müttefik olarak kabul eden, terörün azmettiricileri olan büyükelçilerini halen daha bu topraklarda tutan yöneticilere bakınız Rabbimiz nasıl sesleniyor: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ   “Ey İman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostudurlar. İçinizden her kim onları dost tutarsa, o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez.” [Maide 51]

Ey Yöneticiler! Yoksa sizler Allah Azze ve Celle’nin düşman olarak gösterdiği kâfirlerden medet mi umuyorsunuz? Terör olaylarının arkasındaki sömürgecilerle nasıl hala el sıkışabiliyor ve ümmete ait olduğunu söylediğiniz saraylarda o katilleri nasıl ağırlayabiliyorsunuz? Zalim Esed yaşlı genç, kadın erkek, çoluk çocuk demeden yüz binlerce Müslümanı katlederken harekete geçiremediğiniz orduyu, şimdi Amerika’nın talepleri doğrultusunda nasıl hareket ettiriyorsunuz?

Ey Yöneticiler! Biliniz ki izzet ve güç âlemlerin rabbi olan Allah’ın yanındadır. Öyleyse sadece Rabbimizi razı etmek için çalışın! Zira Amerika’yı razı etmek demek, Müslümanlara ihanet etmek demektir. Çünkü bütün dünya o katil Amerika’nın Müslümanlara nasıl davrandığını çok iyi biliyor. Öyleyse ondan ve onun siyasetinden beri olun, uzak durun! İslam’a ve şer’i hükümlere tabi olun! Vallahi böyle yapmanız hem bu dünya, hem de ahiret hayatınız da sizin için çok daha faydalı olacaktır! 

Ey Müslümanlar! Bizler, aynı Allah’a inanan, onu ilah edinen, Resulünü rehber ve yol gösterici olarak kabul eden seçkin bir ümmetiz. Bizler, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan hayırlı bir ümmetiz. Bizler, Çanakkale ve Kut’ul Amara’da küffara karşı hep birlikte mücadele eden aziz bir ümmetiz. İşte şimdi yeniden tek bir ümmet halinde olabilirsek, bu terör olaylarının arkasındaki gerçek faillerle baş edebiliriz. Bilindiği gibi, “Küfür tek millettir.” Öyleyse küffara karşı hep birlikte karşı durmalıyız. Nasıl ki onlar Müslümanlara karşı mücadelede aralarındaki onlarca ihtilafa ve siyasi mücadeleye rağmen ortak hareket edebiliyorlarsa, bizler de aynı dine, aynı tarihe ve aynı kültüre sahip olduğumuz halde niçin birlik olamıyoruz? Neden bizler tek bir ümmet olduğumuz halde, ortak hareket edemiyoruz? Çünkü İslam ümmeti büyük bir bedene sahip olduğu halde, şu an başsızdır. O baş ise Müslümanları tek bir çatı altında toplayacak olan ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in: إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِHalife kalkandır, onun ardında savaşılır, onun ardında korunulur” hadisinde buyurduğu gibi Raşid bir Halifedir. Müslümanları eskiden olduğu gibi yeniden tek bir çatı altında toplayacak olan nübüvvet metodu üzere Hilafet’tir. Sömürgeci Batılıların yıkılması için yüzyıllarca uğraştıkları ve yeniden kurulmasın diye her türlü vesileyle engel olmaya çalıştıkları Raşidi Hilafet’tir. Öyleyse Müslümanlar bunun için mücadele etmelidirler. Zira terör sorunu dâhil tüm sorunları çözecek olan yegâne çözüm budur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği kurtuluş budur. Öyleyse Rabbimizin buyurduğu gibi diyoruz: لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلْ الْعَامِلُونَ  “Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.” [Saffat 61]