Ey Müslümanlar! Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Şimdi de Barış Pınarı Harekâtı Rejimi Yeniden Canlandırma Sürecinin Adımlarıdır

Hizb-ut Tahrir / 2019-10-16
Ey Müslümanlar! Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Şimdi de Barış Pınarı Harekâtı Rejimi Yeniden Canlandırma Sürecinin Adımlarıdır

Ey Müslümanlar! Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Şimdi de Barış Pınarı Harekâtı Rejimi Yeniden Canlandırma Sürecinin Adımlarıdır

İnsanların tezahüratları ve direnişi, rejim ve arkasındaki Amerika’nın, avenesi Rusya ve İran’ın, sonra Erdoğan Türkiye’si ve başkent Şam’daki laik rejimi perçinlemek için Amerikan planlarını uygulama konusunda birlikte hareket ettikleri entrikacı grupların şuurunu kaybettirdikten sonra Erdoğan’ın yaptığı ve yapıyor olduğu bu harekât, uluslararası, bölgesel ve yerel kötü niyetli kişilerin eliyle Amerika’nın Suriye’deki zorba rejimi sağlamlaştırma arzusunun hayata geçirilmesidir!

Biz, Erdoğan’ın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’ndaki aldatıcı yöntemleri hakkında, Şam zorbasına karşı kendilerine yardım edeceğini sandıkları için Erdoğan’ın yaygarasına aldanan ve kananların gözündeki sis perdesini kaldıran bir soru cevap yayımlamıştık. 07 Aralık 2016 tarihinde yayınladığımız soru cevapta şöyle deniyordu: “Ayrıca Erdoğan, “Fırat Kalkanı” ve Cerablus’tan sonra El Bab savaşı için Türkiye yanlısı grupları kendi yanına çekmeye devam ediyor. Fırat Kalkanı’nın amacı, yıkıcı Halep kuşatmasını yarmak ve lojistik destek için kullanılan gerçek cepheyi zayıflatmaktır...” İşte Halep, böyle kaybedilmişti! Bu gruplar aslında akıllanması gerekirken, aynı Erdoğan’ın deliğinden ikinci kez daha ısırılıp Zeytin Dalı harekâtında yine Erdoğan ile birlikte hareket ettiler! 24 Ocak 2018 tarihinde yayınladığımız soru cevapta şöyle geçiyordu: “İşte Erdoğan, rejimin Halep’e girişine kolaylık sağlamak amacıyla yaptığı Fırat Kalkanı Operasyonunu tekrarlıyor. Bu sefer de rejimin İdlib’e girişini kolaylaştırmak için sanal bir Zeytin Dalı Harekâtı başlattı...” 29 Temmuz 2019 tarihinde yayınladığımız soru cevapta ise şu ifadeler yer alıyordu: “İkinci cephe: Bu cepheye Türkiye, 24 Ağustos 2016’da Kuzey Halep’e düzenlediği Fırat Kalkanı harekâtıyla ve 20 Ocak 2018’de de Zeytin Dalı harekâtıyla liderlik etmiştir. Bu iki harekât sırasında rejimin Halep ve güney İdlib’e girmesi kolaylaşmıştır. Zira söz konusu gruplar Türkiye’nin emriyle rejimle savaşı bırakıp Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtına katıldılar. Bunun sonucunda Halep ve güney İdlib düştü veya düşmek üzeredir!” İşte bu gruplar, Barış Pınarı Harekâtı ile üçüncü kez kandırıldılar! Zira bu harekât, yaşamı yeniden rejime entegre ediyor, Trump’ın direktif ve yeşil ışığıyla rejimin kazanımlarını artırıyor. “Yazar ve siyasi analist Cevat Gök, “Amerika’nın yeşil ışığı olmadan Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekât düzenlemesi imkânsız...” dedi [06.10.2019 tamuz-net] Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Amerikan askerlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekileceği ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde uzun süredir planladığı operasyon için yakın zamanda harekete geçeceği” belirtildi. [07.10.2019 CNN Arabic] Amerika’nın emriyle ve rızasıyla olduğunu vurgulamak için “Beyaz Saray Sözcüsü, Salı günü yaptığı açıklamada “13 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’ya bir ziyaret gerçekleştireceğini” duyurdu. [08.10.2018 almashhadalaraby] Trump’ın yaptırım ve tehditkâr açıklamalarına gelince, “ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Türkiye’ye yaptırım uyguladı ve Suriye’nin kuzeydoğusunda yürüttüğü askeri müdahaleyi durdurmasını talep etti...” [15.10.2019 Reuters] Bu açıklamalar, manipülasyon babından olup yanıltmak içindir. Aksi halde Trump’ın yeşil ışık yakması ile Erdoğan’ın harekâta başlaması, sonra yaptırımla tehdit edip harekâtı durdurma emrini vermesi nasıl mümkün olabilir? Bu, Trump’ın Erdoğan’ın harekâtı için verdiği emrin sonuna yaklaşıldığında ancak mümkündür. Dolayısıyla yaptırımlar, bu emirden kurtuluş operasyonudur! Böylece Erdoğan’ın düzenlediği harekât, Amerika’nın direktifiyledir ve ister bir şey elde etsin isterse elde etmesin varmasına izin verildiği sınırda duracaktır. Çünkü amaç, kontrolünde olmayan bölgelere rejimin geri dönüşünü, uluslararası ve bölgesel ülkeler tarafından tanınan bir varlık olarak resmen o bölgelere girişini sağlayarak Amerikan planlarının uygulanmasıdır! Yetkililerce yapılan açıklamalar, açık ve net bunu ortaya koymaktadır: “Uluslararası Koalisyonun Sözcüsü Albay Myles B. Caggins, Salı günü resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Koalisyon güçlerinin Suriye’nin Menbiç kentinden çekildiğini” duyurdu. [15.10.2019 Arabi 21] Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Suriye hükümet güçleri, Menbiç ve yakınındaki yerleşim birimlerinin tamamında kontrolü sağladı” dendi. [15.10.2019 France 24, AFP] Erdoğan, Suriye ordusunun Menbiç’e girmesini olumlu olarak addetti, olumsuz değil! “Erdoğan” Münbiç’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil” ifadelerini kullandı... [16.10.2019 El Arabiya] ABD Başkan Yardımcısı, “Yakında Türkiye’ye bir heyetle geleceğini, Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefonda görüştüğünü ve Suriye’ye yönelik saldırıyı derhal durdurmasını talep ettiğini söyledi...” [15.10.2019 Alghad TV] “Cumhuriyet” gazetesi, Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Suriye yönetimiyle görüşme konusunda arayış içerisinde olduklarını ifade ettiğini belirtti.” [15.10.2019 Arabi 21] Moskova, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri harekât sonrası Şam ile Ankara hükümetlerinin sürekli diyalog içerisinde olduklarını açıkladı. [15.10.2019 PETRA Haber Ajansı] Böylece Barış Pınarı Harekâtı, varlığını perçinlemek ve müzakerenin taşlarını döşemek için rejime yeni kazanımlar sunmaktadır. Bu uğursuz harekâtlar olmasaydı, bunların hiçbiri kesinlikle gerçekleşemezdi!

Bütün bunlar, Amerika’nın rızası ve planları uğrunda Suriye halkının fedakârlıklarının, dökülen kanların, ihlal edilen onurların, yandaşların, kuklaların, maşaların suçlarının, bu kişiler nazarında hiçbir kıymeti harbiyesi ve değerinin olmadığını gösteriyor! Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar... Onlar bu kötü amaçlı eylemleriyle, Suriye halkını tekrar sömürgeci kâfirler avenesi diktatörlerin kucağına atacaklarını düşünüyorlar... Ama bu hain güruhun sanısı, Allah’ın izniyle kendilerini yok edecek, gerisin geri dönecek, hiçbir iyiliğe erişemeyeceklerdir. Kuşkusuz intifadaya kalkışanlar, intifadanın aydınlatıcı olmasını ve hakkıyla “Allah için, Allah için” söylemini telaffuz etmesini istiyorlar... Zorluklar bu kişileri sarsamaz, aksine güçlerine güç katar. Dosdoğru yolda iken kötü kimselerin zulmü karşısında asla uyumazlar, pasif bir şekilde sükûnet içinde oturmazlar. Aksine adam gibi adamdırlar. İyi ve kötü günde Allah’ın kendileriyle birlikte olduğunun farkındadırlar. Zorbaların değiştirilmesi ve Allah’ın yönetimi olan Raşidi Hilafetin kurulması çalışmasında süreklilik göstermek için Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Kitabında, Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in biyografisinde, Sahabeyi Kiramın yolunda bunlar için bir motivasyon vardır. Ne zaman dünyada zor durumda kalsalar, kolaylık imdatlarına yetişiverir. Zira zorlukla birlikte bir kolaylık vardır... Amerika ve yandaşları, ne zaman zaferin kendilerine ait olduğunu sansalar, bilirler ki mesele sandıklarından çok daha büyüktür. Bu yüzden düzensiz eylemlerde bulunurlar. Açıklamaları ve söylemleri çelişik olur! İşlerin gidişatını inceden inceye düşünenler, bunda bir ibretin olduğunu hem de önemli mi önemli bir ibretin olduğunu görürler! Suriye’deki çatışma, uluslararası, bölgesel ve yerel çatışmadan neredeyse yoksundur. Bütün dizginler, Amerika’nın kontrolündedir ama Suriye’deki yönetimi biçimlendirmekte, günümüze değin on yıldır gücü ve uşaklarının seferberliğine rağmen nüfuzunu istikrara kavuşturmakta başarısız olmuştur! Bu konuda kafa yoranlar, bir süre sonra bile olsa batılın hezimete uğramasının kaçınılmaz olduğunun farkına varırlar. Zorbalar, birinci turda başarılı olsalar bile diğer turlarda hüsrana uğrayacaklardır. Bu günleri biz insanlar arasında evirip çeviririz...

Sonuç olarak Hizb-ut Tahrir, dürüst ve samimi bir kalple, kederinizle kederlenen, sevincinizle sevinen bir yürekle, size nasihat etmekten, sizi dosdoğru yola yönlendirmekten boğulmuş bir sesle size bir çağrıda bulunuyor; Gruplar içindeki ve dışındaki çocuklarınızın, Erdoğan ve Erdoğan haricindekiler tarafından kandırılmasına engel olun. İki gözü olan için hak açık ve nettir. Zorba rejimleri dürüst ve samimi çalışma ile değiştirme hareketinizi sürdürün. Biz sizinleyiz hatta öncüleriniziz. Bir süre sonra bile olsa Allah’ın Salih kullarına yardım edeceğine kesinlikle inanın.

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ “Şüphesiz ki, Rasûllerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” [Mümin 51] Sadece Rasûller yardım görmeyecek, والَّذِينَ آمَنُوا “İman edenler” de yardım göreceklerdir. Yalnızca ahirette yardıma nail olunmayacak, فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ “Hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde” [Mümin 51]de yardıma nail olunacaktır...

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً “Allah, işinde galiptir. Allah her şey için bir kader tayin etmiştir.” [Talak 3]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir


H. 17 Safer 1441
M.  Çarşamba, 16 Ekim 2019