Sonunda Amerikan Mümessili Erdoğan, Ruhani ve Putin’in Maskesi Düştü, Amerika, Tüm Vaktini Kore ve Çin Krizine Ayırsın Diye Amerikan Mümessili Üçlü Amerikan Ajanı Suriye Yönetiminin Bekasıyla Meşgul

Hizb-ut Tahrir / 2018-04-05
Sonunda Amerikan Mümessili Erdoğan, Ruhani ve Putin’in Maskesi Düştü, Amerika, Tüm Vaktini Kore ve Çin Krizine Ayırsın Diye Amerikan Mümessili Üçlü Amerikan Ajanı Suriye Yönetiminin Bekasıyla Meşgul

Türkiye ve İran Cumhurbaşkanı ile Rusya Devlet Başkanı, 04 Nisan 2018 Çarşamba günü Ankara’da bir araya geldiler. Görüşme sonrası ortak bir açıklama yayımlandı. Gerek satır aralarında gerekse gizli ve üstü kapalı yapılan açıklamadan, üçlünün, Suriye’deki Amerikan ajanı rejimi korumak için yoğun çaba harcama ve Şam halkının İslami yönetim kurma çabaları karşısında durma kararlılığını teyit ettikleri açıkça anlaşılmaktadır.

Erdoğan, tam bir şarlatandır ve şarlatanlık sürecini de hâlâ devam ettiriyor. FıratKalkanı Operasyonu’nda savaşçıları (grupları) Fırat Kalkanı için geri çekti. Sonra da Halep’i heba edip zorba rejime teslim etti. Belli bir süre sonra  ZeytinDalı Harekâtı başladı. Bu kez Erdoğan, savaşçıları Afrin için seferber etti. Böylece Güney İdlib ve ardından da Doğu Guta’yı heba etmiş oldu. Savaşçıları İdlib’te toplama işlemi tamamlanana kadar Erdoğan’ın fikrindeki kalkanlar ve dallar bitmeyecek. Savaşçılar İdlib’te toplandıktan sonra da Erdoğan, bu sefer onları başka bir cephe için geri çekecek ve böylece de İdlib heba edilmiş olacak!

Ruhani ve Hamaney’e gelince, milisleri, dağ taş dolaşıyor. Devrim muhafızından Lübnan partisi ve milislerine kadar hepsi Şam zorbasını korumak için toplu katliam yapıyorlar.

Putin’e gelince, Suriye’de işlediği katliam ve suçları anlatmaya bile gerek yok. Zira her şey gözler önünde. O Erdoğan ya da Ruhani/Hamaney gibi şarlatanlık yapmıyor, bahaneler üretmiyor buna gerek de görmüyor. Bu ikili, avazı çıktığı kadar Müslüman olduklarını haykırdıkları için şarlatanlık ve madrabazlık yapıyorlar! Putin, İslam’ın ve Müslümanların apaçık düşmanı olduğu için şarlatanlık ve düzenbazlık yapmaya gerek duymuyor.

Üçlü, Suriye’de Amerikan ajanı laik yönetimin bekasını korumakla meşgul, bu yüzden cinayet, katliam ve vahşet işlemek için elinden geleni yapıyor, hatta bu konuda fevkalade gayret sarf ediyorlar! Suriye yönetimindeki dostlarının Amerikan yandaşı ve taraftarı olduğunun bilincinde olan bu üçlü, Doğu #Asya’da Kuzey Kore ve Çin krizinin çözümünde Amerika’nın önünü açmak için ajanlıkla uğraşıyorlar. Eğer bu üçlü, akıllı olsaydı, bu yoldan farklı bir yol izlerlerdi. Ama ne yazık ki dostlarının ipi şeytanın elinde!

Buna rağmen eğer kirli para, tehdit ve gözdağı maskesi altında havuç sopa politikası ile canilerin peşinden giden bir kaç grup olmasaydı, ister bu üçlü isterse arkasındaki Amerika olsun, caniler canilikleriyle ayakta duramazlardı. Dediğimiz gibi eğer bu canilerin peşinden giden birkaç grup olmamış olsaydı, canilerin ayakları bataklıktan çıkamazdı. Hizb, bu grupları bilinçlendirmek, olan olaylar ve dönen dolaplar hakkında onları aydınlatmak için hiçbir çabayı esirgemedi. Ancak yine de onlar, silah ve para verdikleri gerekçesiyle o canilerin peşinden gittiler. Hizbin buna gücünün yetmediğini, sadece nasihat ettiğini söylediler.  Nasihat, kılıç karşısında işe yaramaz diye de eklediler! Elinde tutan için kılıcın her iki tarafının da keskin bir alet olduğunu bilemediler. Uyanık ve basiret sahibi biri için kılıç, kendisini hasmının şerrinden koruyan bir kalkandır, düşmanını yenmek için güçlü bir silahtır. Ama canilerin peşinden koşan aldanmış biri için kılıç, paralanmış, yırtıcı bir kalkandır. Hasmını öldürmeden önce elinde tutanı öldürür!

Bilinçlendirme ve bilgilendirmemizi kabul etmeyen bu gruplara, savaşta söz fayda etmez deyip Arap, Türk ya da İranlı olsun Müslümanlara ihanet edenlerden silah ve para desteği isteyenlere, kirli para almak Şam ile savaştan alıkoymaz düşüncesiyle mücrim Rus ve Amerikalılardan bile kirli para alan bazı gruplara diyoruz ki: Işte bu eylem ve söylemlerinizin akıbetini bakın görün. Tehcir ve sürgüne maruz kaldınız, hatta yurtlarınızdan ve çocuklarınızdan oldunuz!

Buna rağmen Allah’ın izniyle bu ümmet asla yenilmeyecektir. Böyle günler devridaim olur. Bu ümmet, Haçlılar ve Tatarlardan böylesi hatta çok daha şiddetlisi ile denendi. Sonra öyle bir ayağa kalktı ki, Haçlılar ve Tatarların kökünü kazıdı. Tekrar dünyanın efendisi oldu. Doğru, o günlerde İslami yönetim vardı. Zayıf da olsa #Hilafet hayattaydı. Hakkı gerçekleştirmek, batılı yok etmek ve düşmanla savaşmak için ümmeti bir araya toplayan bir baş vardı. Onun için ümmet, düşmanı hezimete uğratıp yeniden ayağa kalktı. Bugün ise ne İslam yönetimi var ne de Hilafet. O halde Müslümanları savaş için kim toparlayacak? Birileri böylesi bir söz sarf edebilir. Bu söz, vakanın bir tarifidir ve doğrudur ama Hilafet çalışması Allah’ın izniyle güçlü bir şekilde devam etmektedir. Hilafet, İslam ülkelerinde Müslümanların başlıca talebi haline gelmiştir. Eylem ve söylemleriyle bu taleplerini gözlemlemektedir. 26-27-28 Receb 1342 yılındaki karanlık günleri tersine çevirmek için hareket geçmiş durumdalar. Karanlık günleri ortadan kaldırmak ve Allah’ın takdir ettiği bir günde o karanlık günleri yeniden Hilafet ile aydınlatmak için canla başla çalışıyorlar. Bu, Allah’a zor değildir. O gün zalimler hangi döndürülüşle döndürüleceklerini bileceklerdir.

Ey Müslümanlar! Suriye’ye karşı cürüm işleyen kâfir ve münafığıyla bu üçlü, Suriye ve Suriyeliler hakkında işlediği katliam ve cinayetiyle sevinemeyecekler. Aksine hesap etmedikleri bir yerden azap onları yakalayıverecek. Şam daha önce de onlar gibileriyle denendi. Onlar helak olup gittiler ama Şam ayakta kaldı. Allah’ın izniyle şimdi de öyle olacak.

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

“Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.” [Talak 3]

Son olarak kışlalarına çakılıp kalan Müslüman ordulara da deriz ki: Gerçekten tuhafsınız. Eğer yöneticiler, Müslümanları öldürmek için seferberlik ilan etmiş olsalardı, kesinlikle müslümanları öldürürdünüz. Yardım için Müslümanlar seferberlik ilan edince, ağırdan aldınız, onları yüz üstü bıraktınız. Dahası ölüm sessizliğine büründünüz. Devlet başkanlarının emir kuluyuz diyerek bahaneler ürettiniz. Oysa devlet başkanlarının emir kulu olmak, dünyada hüsran, ahirette de elim bir azabı gerektirir. O gün kendinizi savunmak için söyleyeceğiniz şu söz bile size hiçbir fayda vermez:

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَا * وَقَالُوا رَبَّنَا إِنَّا أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءَنَا فَأَضَلُّونَا السَّبِيلَا

“Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik! Derler. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler.”[Ahzab 66-67] 

Ancak yaptıklarınızın kefaretini ödemek ve Allah’ın dinine yardım etmek için hâlâ vaktiniz var. Yeryüzünde yeniden İslami yönetimi kurarak zalimler, münafıklar ve sömürgeci kâfirler ile ipleri kesebilirsiniz. Umarız bu, kefaretiniz olur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَى

“Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve Salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”[Taha 82]

Müslümanların geneline de deriz ki, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şam, Şam olarak kalacaktır. Şam, İslam’ın kalbidir: Müsned’de Ahmed, Cubeyr b. Nüfeyr’den rivayet ettiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:

أَلَا إِنَّ عُقْرَ دَارِ الْمُؤْمِنِينَ الشَّامُ

“Dikkat edin, müminlerin yurdu Şam’dır” Başka bir rivayette ise Nuaym b. Hammad, Fiten adlı kitabında Kesir b. Murra’dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:

عُقْرُ دَارِ الْإِسْلَامِ بِالشَّامِ

“Dar’ul İslam’ın kalbi Şam’dır.”

En son olarak deriz ki Hizb-ut Tahrir, halkına yalan söylemeyen bir liderdir.  Ümmet ile ve ümmet arasında çalışmaya devam edecek, Allah’ın lütfu ile hak üzere sebat edecektir. Düşünce ve metodu değişmedi ve değişmeyecektir, çünkü haktır.

فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلَّا الضَّلَال

“Artık haktan sonra sapıklıktan başka ne kalır?”[Yunus 32] 

Hizb, Rabbi ile güçlü ve dini ile izzetlidir. Allah’ın vaadini eliyle gerçekleştirmek için Aziz ve Hâkim olan Allah’a dua ve niyazda bulunur.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ

“Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55] 

Hizb ve üyelerinin yanı sıra bütün Müslümanlar, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesinin nail olması için Allah’a yalvarıyor. Ebu Davud Et Tayalisi, Huzeyfe’den rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

ثُمَّ تَكُونُ جَبْرِيَّةً، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ»، ثُمَّ سَكَتَ

“…Daha sonra ceberut olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.” İmamAhmed’in lafzı ise şöyledir: Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ نُبُوَّةٍ» ثُمَّ سَكَتَ

“...Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.”

Hizb, sadece Rasûller ve Peygamberlere değil, hem dünyada hem de ahirette sadık müminlere de Allah’ın yardım edeceğinden emindir.

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ

“Şüphesiz ki, Rasûllerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.”[Mümin 51] 

O gün müminler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. Mücrimlere ise dünyada zillet, ahirette elim bir azap dokunacaktır. Allah, intikam sahibidir, cebbardır, Aziz ve Hâkimdir.

حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir

H. 18 Raceb 1439 M.  Perşembe, 05 Nisan 2018