Türkiye’nin Yeri Avrupa Birliği Mi Yoksa İslam Ümmetinin Liderliği Mi?

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu / 2017-04-26
Türkiye’nin Yeri Avrupa Birliği Mi Yoksa İslam Ümmetinin Liderliği Mi?

25 Nisan 2017 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Strazburg'da gerçekleşen 2017 Bahar Dönemi Genel Kurulu'nda "Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi" konulu rapor görüşüldü. Raporun ekindeki karar tasarısı için yapılan oylama da 45’e karşı 113 oyla Türkiye’nin “siyasi denetime” alınması kararlaştırıldı. Raporda; “özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal uygulaması çerçevesinde alınan karar ve uygulamalarla demokratik kurumların işleyişinin bozulduğu belirtilerek olağanüstü halin mümkün olan en kısa zamanda kaldırılması” isteniyor. Bu kararla birlikte Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiler, 2004 öncesine tekrar geri döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKPM’nin Türkiye'yi yeniden “denetlemeye” alması kararını “siyasi bir karar” olarak yorumladı ve “Türkiye'nin kararı tanımayacağını” söyledi.

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti olarak biz, bundan tam 13 yıl önce, 12 Eylül 2004 tarihinde İstanbul’da düzenlediğimiz konferansta; "Türkiye'nin Yeri; AB Üyeliği mi Yoksa İslam Ümmeti'nin Liderliği mi?" sorusunu sorarak; “Türkiye’nin yerinin sömürgeci Avrupa değil! İslam ümmetinin liderliği olması gerektiğini, böylece insanlığa medeniyet, saadet ve huzur götürmenin bayraktarlığını yapabileceğini” belirtmiştik. Yine Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alınıp Türkiye’de “Avrupa Fatihi” olarak karşılanan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ithafen yazdığımız açık mektupta; “Bu ülkenin yöneticileri, bu halkı kesinlikle dinlerinden döndüremeyeceklerine, basit ve düşük Batı Medeniyeti’ne, değersiz ve bozuk Batılı düşüncelere inandıramayacaklarına göre, Avrupa Birliği -İslam’dan tümüyle vazgeçmediği sürece- Türkiye’yi saflarına kesinlikle kabul etmeyecektir” diyerek uyarı ve nasihatte bulunmuştuk.  Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurmaktadır: “Din nasihattir” Dedik ki: “Ya Rasul Allah! Kimin için?”, Buyurdu ki: “Allah için, Kitâbı için, Rasulü için, Müslümanların yöneticilerine ve hepsinedir.” Buna binaen biz tekrar bu nasihatimizi Türkiye yöneticilerine yapıyoruz! Umulur ki sakınır ve öğüt alırsınız!

1-      İslam’a ve Müslümanlara düşman olan kâfir devletlerin birliği olması itibariyle Avrupa Birliği ile olan tüm ilişkilerinizi sona erdirdiğinizi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmasını kabul etmediğinizi bu vesile ile îlan etmelisiniz.

2-      Türkiye’yi Başkanlık sistemiyle Amerika’nın, Avrupa Birliği’ne üye olarak Avrupa’nın, ya da ŞANGAY İşbirliği Örgütüne üye olarak da ancak Rusya’nın boyunduruğu altına sokarsınız. Bu Türkiye halkına yapılacak en büyük kötülüktür. Ne Amerika, ne Avrupa, ne de Rusya onların dinine girmediğimiz sürece asla bizden razı olmazlar. O halde onları razı etmeyi bırakın!

3-      Türkiye, sömürgeci güçlerin koltuğunun altına girmekle güçlü bir devlet olamaz. Aksine sadece onların boyunduruğu altına girmiş ve kendisine verilen misyona razı olmuş olur. O halde Türkiye halkının başında bir giyotin gibi duran bu sömürgeci güçlerle ilişkilere de derhal son verin.

4-      Bilinmelidir ki; ancak nübüvvet metodu üzere kurulacak Raşid-i Hilafet, İslam ümmetini tekrar bir araya getirebilir. Böylece dinimizle azîz ve güçlü, Rabbimizle kuvvetli, dünyada ve Âhirette de huzurlu ve mutlu oluruz.

Allah kendisine yardım edene mutlaka yardım eder. Allah Kaviyy [Kuvvetli]’dir, ‘Azîz [Emrini gâlip gelen]’dir. [Hacc 40]


حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir

Türkiye Vilâyeti Medya Bürosu