Yargıtay 16. Ceza Dairesi Selefi Olan 9. Ceza Dairesinin Hukuktan Uzak Olan Yolunda Gidiyor

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu / 2015-09-18
Yargıtay 16. Ceza Dairesi Selefi Olan 9. Ceza Dairesinin Hukuktan Uzak Olan Yolunda Gidiyor

Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti’nin muhlis gençleri 9 Eylül 2005 tarihinde Ankara Hacı Bayram Camii’nde "Hizb-ut Tahrir'den İslam Ümmeti'ne ve Bilhassa Kuvvet Sahibi Olanlarına Bir Nida" başlıklı bildiriyi dağıtmak suçlamasıyla önce gözaltına alındılar, ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak bir süre cezaevinde tutuklu kalıp, ardından serbest bırakıldılar. On yıl boyunca devam eden yargılamanın sonunda; Yasin Babayiğit, Erhan Turan, İlhami Özcan, Hüseyin Sivren, Oğuzhan Akbolat, Murat Albasan, Aytekin Demirtaş, Serkan Altınordu, Kadir Karakaş  ve Kazım Yıldırım’a 18’er ay; Mehmet Arslan, Birkan İşkol, Sedat Yağ, Ercan Karaca ve Bünyamin Soymacı’ya 10’ar ay olmaz üzere 15 kişi hakkında toplam 19 yıl 4 ay ceza verildi.

      İslami siyasi bir parti olan Hizb-ut Tahrir, 1960’lı yılların başından itibaren Türkiye’de faaliyet göstermektedir. O tarihten bugüne kadar; iki kez anayasa, 36 ayrı hükümet ve lehte olan onlarca yasa değişmesine rağmen, Hizb-ut Tahrir’e yönelik düşman ceza hukuku hiç değişmemiştir. Mevcut yasalarda ne Hizb-ut Tahrir’in faaliyetlerini yasaklayan, nede üyelerine ve mensuplarına ceza verilmesini gerektiren hukuki bir gerekçe bulunmamaktadır. Buna rağmen yüzlerce Hizb-ut Tahrirli Müslüman’a binlerce yıllık cezanın verilmesine yapılan dayanak, hukukun temel ilkeleriyle dahi bağdaşmayan 9. Caza Dairesi’nin içtihat kararıdır. Son yıllarda yargıda yapılan düzenlemelerden sonra 9. Ceza Dairesi, yetkilerini yeni kurulan 16. Ceza Dairesi’ne devretmiştir. Ancak yukarıdaki kararı onaylayan 16. Ceza Dairesi, hukuksuzluk yolunda hiç de hayırla yâd edilmeyen selefinin yolunda gideceğini gösteren kararlar almaktadır. Yoksa kimlere hizmet ettiği herkesçe malum olan 9. Ceza Dairesinin içtihadını devam ettirmek ve bu garabet içtihadı ilga etmemek başka bir şekilde açıklanamaz. Bu nedenle 16. Ceza Dairesinin önünde iki yol bulunmaktadır. Ya, selefinin yolundan giderek onun aldığı siyasi ve hukuk dışı kararlar ile yargı zulmünü devam ettirecek, ya da sadece fikri ve siyasi çalışmalar yaparak İslam ümmetini yeniden İslam ile kalkındırmak için çalışan ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in metodunu takip eden Hizb-ut Tahrir üyelerine yönelik uygulanan yargı zulmüne son verecektir.

      Bu uyarımız ile birlikte şu gerçeğin de herkes tarafından iyice bilinmesi gerekir. Hizb-ut Tahrir’li gençler, zorbalar ve zalimler karşısında hak sözü söylemekten ve kınayıcının kınamasından asla tereddüt etmeyeceklerdir. Bunun için hepsi de Âlemlerin Rabbi olan Allah Azze ve Celle’ye söz vermişlerdir. Yeniden Raşid-i Hilafet kurulana dek bu sözlerine sadık kalacaklar ve gece gündüz demeden de bunun için çalışacaklardır. Allah Subhanehu ve Teâla’nın izniyle hiçbir karar ve hiçbir zalim, onları bu hayırlı yoldan alıkoyamayacaktır.  وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ"Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma! Allah, onları (cezalandırmayı) korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." [İbrahim 42-43]