Uydu Devlet BAE ve Bazı Bölgesel Sıcak Sorunlara İlişkin Pozisyonu

2017-04-09
Uydu Devlet BAE ve Bazı Bölgesel Sıcak Sorunlara İlişkin Pozisyonu

Soru Cevap

Uydu Devlet BAE ve Bazı Bölgesel Sıcak Sorunlara İlişkin Pozisyonu

Soru:

BAE devletinin pozisyonunda bazı belirsizlikler ve tutarsızlıklar olduğu görülüyor. Örneğin BAE ile Abid Rabbo Mansur Hadi gibi bazı İngiliz ajanları arasında şiddetli anlaşmazlık var. Geçtiğimiz günlerde Hadi, BAE tarafından törenle karşılanmayınca neye uğradığını şaşırdı. Keza BAE, Aden Uluslararası Havaalanı Güvenlik Müdürünün görevden alınması için kararname yayınlayan Hadi’nin bu kararnamesini uygulamadı. Ayrıca BAE ile Tunus arasında da gerginlik yaşanıyor... Öbür taraftan Amerikan ajanları ile ittifak kuruyor. Amerikan ajanı Kral Selman öncülüğünde Kararlılık Fırtınası operasyonuna katıldı. Libyada Amerikan ajanı Halife Hafter yanında yer aldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es Sisiye sınırsız destek ve yardımda bulundu. Amerikan ajanları ile işbirliği yapan, İngiliz ajanları ile arasına mesafe koyan bu pozisyonu nasıl yorumlamalıyız?

Cevap:

1- 1971 yılından sonra “Birleşik Arap Emirlikleri”,yedi emirliklerden oluşan bir federasyon kurdu... Şeyh Abu Dabi hükümdarı Zayed bin Sultan El Nahyan, BAE Devlet Başkanı oldu. 2004 yılındaki ölümünün ardından en büyük oğlu Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan 9 milyon nüfuslu BAE’nin Devlet Başkanı oldu. Toplam nüfusun yaklaşık %11’ni Emirlik halkı oluşturuyor... Şeyh Halife, Batı ülkelerinden silahlar satın alarak ve BAE askerlerinin eğitimine büyük yatırımlar yaparak BAE devletinin askeri kapasitesini artırdı. ABD ile imzalanan 6,4 milyar dolar tutarındaki anlaşma kapsamında 80 adet F-16E / F Desert Falcon tipi uçak siparişinin ilk uçağını teslim aldı... Daha sonra da Apache helikopterleri, F-16- savaş uçakları, zırhlı araçlar ve bir dizi füze ve mühimmat satın aldı. Böylece BAE’nin rolü, siyasi ve askeri operasyonlara hazır hale geldi! Bu rolü taçlandırmak için İngiltere Kraliçesi, 2010 yılında BAE’ni ziyaret etti. “İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, resmi bir ziyaret amacıyla dün BAE’ne geldi. İlk ziyaretine Abu Dabi’den başladı. AFP ajansına konuşan İngiltere’nin Abu Dabi Büyükelçisi Dominique Jeremy, Kraliçe ile BAE saltanatındaki aileler arasında güçlü bir dostluk vardedi. BAE’nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Ganem El Matyui ise, Bu ziyaret çeşitli alanlarda iki dost ülke arasında ikili ilişkilerin gelişimini taçlandıracaktırdedi ve ziyareti çok önemli bir ziyaretolarak tanımladı...”[25.11. 2010 Şarku’l Avsat] BAE, kendisine biçilen rolü mükemmel şekilde icra etti ve İngiltere’nin politikasını uygulamak için ister gerçekten İngilizci koalisyonlar olsun isterse de Amerikancı koalisyonlar olsun bölgede sömürgeci koalisyonlara katıldı. İngiliz yöntemi üzerine Amerikancı koalisyonlara katılmasının amacı, Amerikan politikasında İngiltere’nin gözü olmaktır... Bu yüzden BAE, İngiltere uydusu iken Amerikan bayrağı altında savaşmakta ve onun şemsiyesi altında yürümektedir. Yahut Kararlılık Fırtınası harekâtında olduğu gibi Suudi Kralı Selman önderliğindeki Arap koalisyonu, daha doğrusu Amerikan koalisyonuna katılmak gibi Amerikan ajanlarının şemsiyesi altında hareket etmektedir. Katıldığı 30 uçakla BAE, Suudi Arabistan’dan sonra koalisyonun ikinci büyük ortağıdır... BAE, kendisini Amerikan müttefiki gibi lanse ediyor. “BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf El Otaiba, Amerikanın BAEde takma adı küçük Spartaolan güçlü ve sessiz bir müttefiki vardır...dedi. [09.11.2014 Washington Post] Ayrıca 03 Ocak 2017 tarihinde Washington Post gazetesi, BAE Zafra üssündeki muhabirinden bildirdiğine göre Amerikan uçakları, altı haftadır Zafra üssünden kalkıp Suriye ve Iraka bomba yağdırıyorlar...Gazete devamla şunları kaydetti: Zafra üssünde yaklaşık 3,500 konuşlu ABD askeri var. Bunu sadece bazıları biliyor ya da çok az kimse biliyor. Burası, F-22 savaş uçağı barındıran tek askeri üstür... Aynı gazete, ABD’nin eski Merkez Kuvvetler komutanı emekli General Anthony Zinni’nin şöyle dediğini aktarıyor: ABD’nin BAE ilişkisi, Arap dünyasındaki diğer herhangi bir ülke ile olan ilişkilerinden çok daha güçlüdür. Buna göre BAE, Amerika’nın güçlü bir müttefiki gibi görünse de aslında İngiltere adına özgün bir rol oynuyor. İngiltere’nin buyruk ve yöntemi üzerine Amerikan savaşlarına katıldı. Açıktan Amerika’yı destekliyor gibi gözükse de, perde arkasından parazitlik yapmaktadır!

2 - İngiltere, özellikle 1956 yılında Doğu Süveyş’te hezimete uğradı. 1963 Yemen Savaşı’nda ağır kayıplar verdi. Ardından 1968 yılında Körfez’den çekilme kararı aldı ve 1971 yılında da çekilme tamamlandı. Tüm bunlar sonrası İngiltere, konumunu koruyamadı. Bu nedenle askeri çekilmeyi yeğledi. Doğrudan sömürge formatı başka bir formata dönüştü. Siyasi, güvenlik ve ekonomik bakımdan ülkelerdeki nüfuzunu korudu. Tıpkı şuan çoğu kolonilerinde olduğu gibi... Doğu Süveyş’ten tamamen çekilmesinin ardından İngiltere, alenen Amerika ile karşı karşıya gelemedi. Amerika’ya karşı izlediği baskın politika gereği açıktan onu destekler gibi gözüktü. Ama gizlice kuyusunu kazdı. Ajanları arasında rol paylaşımı yaptı. İşte bu rol uyarınca bir İngiliz ajanı, Amerika ve Amerikan ajanları yanlısı görünebilir. Amerikan çevrelerince belirlenen planlar doğrultusunda hareket ediyor görüntüsü verebilir. Bir başka ajanı da, İngiltere ve ajanları yanlısı hareket ederek gerçek yüzünü gösterebilir...

3- Böylece soruda geçen BAE pozisyonları anlaşılabilir.

A- Yemen’de BAEnin rolü:

• BAE, 2015 Mart’ta Kararlılık Fırtınası operasyonunun başladığını duyuran Suudi Arabistan’ın bu harekatına katıldı. Görünüşte aralarında ahenk ve uyum olsa da, ancak gerçek hiç de öyle değildir. Suudi Arabistan, Kararlılık Fırtınası operasyonunun hava saldırıları ile sınırlı kalmasını isterken, BAE yoğun kara çatışmalarına katılmaktadır. Dolayısıyla BAE, Yemen’e yoğun askeri sevkiyat yapmak için Arap koalisyonunu istismar ediyor... Suudi Arabistan, 05 Nisan 2015 tarihinde Yemen’de kara birlikleri olduğu iddialarını yalanladı. 21 Nisan 2015’de de Kararlılık Fırtınası operasyonunun sona erdiğini ve “Umuda Dönüş”operasyonunun başladığını açıkladı. İşte hava saldırılarını siyasi çözümün yolu olarak gören ve bunun için “Umuda Dönüş” operasyonu başlatan Suudi Arabistan ile bu savaşın, Husileri Yemen şehirlerinden kovmak için olması gerektiğini söyleyen BAE arasındaki krizin bu süreçte patlak verdiğini görüyoruz. Zira Suudi Arabistan, siyasi çözüme hazırlık için Husiler üzerinde baskı yaratmaya çalışırken, BAE sahada Husilerle savaşmakta ve onları geri püskürtmektedir...

• Suudi Arabistan-BAE arasındaki anlaşmazlık bununla sınırlı değil. Devrik Devlet Başkanı Salih’e yönelik pozisyonlar da farklılık arz etmektedir. Suudi Arabistan, devrik lider Salih düşmanıdır. BAE ise Salih’i desteklemektedir. Hatta Kararlılık Fırtınasına ait uçakların hava saldırılarından onu kurtarmıştır! 4 Nisan 2017 tarihli Mısır el-Arabiya sitesi, imasız bir şekilde doğrudan bunu dile getirmiştir. Mısır el-Arabiya sitesine özel bir açıklama yapan üst düzey Yemenli bir yetkili, BAE ile Suudi Arabistan arasında anlaşmazlık olduğunu söyledi. Çünkü Ebu Dabinin, San’a bombardımanından bir saat önce Kararlılık Fırtınası operasyonunu eski Devlet Başkanı Ali Salihin oğluna haber verdiğini kaydetti. BAE, Salihi korumak ve herhangi bir çözüm girişiminin parçası olarak kalması gerektiğini düşünüyor. BAE tarafından sızdırılan askeri operasyonun tarihi, Salihi ölümden kurtarmıştır. Salih, bombardımandan hemen önce evinden ayrılarak başkent San’a’da güvenli bir yere intikal etmiştir.BAE’nin Ali Salih’i desteklediğinin bir diğer kanıtı da, BM’nin Ali Salih’e yaptırım kararını yok saymasıdır. Sosyal medyada, BAE’nin Ali Abdullah Salih ve ailesine finansal ve askeri destek verdiği suçlamaları dolaşıyor. Yemen’de Husiler ve müttefikleri Salih’e karşı Suudi öncülüğünde Arap koalisyonu tarafından yürütülen ve açıklanan resmi hedefi, ülkeye meşrutiyeti geri getirmekve “Kanlı Husi darbesine son vermek olan bu savaşta BAE’nin koalisyona belirgin bir katılımı olsa da ancak Ali Salih ile BAE arasındaki müttefiklik devam ediyor. 22 Ekim 2015 tarihinde Yemen Press sitesinin geçtiği bir haber, BAE ile Salih arasındaki bu ilişkiyi teyit etmektedir: Devrik Devlet Başkanının oğlu Tuğgeneral Ahmed Ali Salih, hâlâ Birleşik Arap Emirliklerinde kalıyor ve çok özel korunuyor. Oysa Husiler ve Salihe karşı BAE’nin de katılımıyla bir savaş yürütülüyor…

• Sonra Devlet Başkanı Hadi’nin koltuğu bile sallantıdadır. Zira BM girişimleri, azlini istiyor. Diğer bir deyişle İngiltere, Yemen’de diğer kartları ve güçleri hazırlıyor. Çünkü uluslararası çözümler, Hadi’yi Yemen’in politik sahnesinden uzaklaştırmakla sonuçlanabilir. Bu durumda Hadi uzaklaştırılsa da Yemen’den İngiliz nüfuzu uzaklaştırılmış olmayacaktır. Çünkü İngiliz nüfuzunun pek çok saç ayakları vardır ve Hadi de bu saç ayaklarından sadece biridir... Bu yüzden İngiltere, BAE’ne Salih’i destekleme talimatı vermiştir... Hem Hadi hem de Salih, İngiltere’nin adamıdır. Mesele, İngiliz sinsiliği yöntemince rol paylaşımıdır! Dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri ile Hadi arasındaki anlaşmazlık, Hadi’nin Abu Dabi’de soğuk karşılanışı ve Aden Havaalanı Güvenlik Müdürü Saleh El Ümeyri’nin görevden alınması konusunda BAE ile Hadi arasında çıkan anlaşmazlık bu çerçevede anlaşılmalıdır... Yani BAE’nin Yemen politikasıyla İngiliz uşağı olması itibariyle Devlet Başkanı Hadi arasında görülen uyumsuzluk, İngiltere’nin BAE’ni böyle bir rolü gerektiren özel bir misyonla yükümlü kılmış olmasından mütevellittir. Bu yüzden BAE, Körfez girişiminin üzerinde mutabakat sağladığı Hadi safında yer almıyor gibi gözükse de aslında İngiltere’nin başka bir ajanı olan Ali Salih yanında yer almaktadır. Böylelikle BAE, Yemen’de İngiltere hesabına çalışırken aynı zamanda da Amerika adına çalışan Suudi rejimine parazitlik çıkarmaktadır.

A- Libyada BAE’nin rolü: Libya’da BAE’nin rolü, İslamcılar karşıtı politikasının ana hatlarına bakıldığında kolayca anlaşılabilir. Bu politikanın fikir babası ve uygulayıcısı eski İngiliz Başbakanı Tony Blair’dir. Aynı zamanda BAE’nin BM Libya Özel Temsilcisi Leon ile olan ilişkileri ve Libya’da aktif olarak desteklediği çevrelere de bakılabilir. Bütün bunlar, geniş çaplı nüfuza sahip olduğu ortamlar için geçerlidir. Zira Yemen’de olduğu gibi Kaddafi döneminde ülkede tesis ettiği ezici nüfuz sebebiyle Londra’nın kullanabileceği çeşitli kartları var... Laikler ve kabile şeyhlerine desteğinin yanı sıra BAE’nin “İslamcılar”karşıtlığı, Libya’da Katar destekli güçler karşıtı bir safta yer almasını sağlıyor. Katar, “İslamcılar” safında İngiltere adına, BAE de laikler ve kabileler safında İngiltere hesabına çalışıyor. Amerikan Foreign Policy dergisi, Katar ile BAE arasındaki bu rol paylaşımını ele almıştır. BAE tarafından Libya’ya düzenlenen hava saldırıları sonrası 28 Ağustos 2014’de Arabi 21 sitesi, şunları aktardı: Foreign Policy dergisine göre Libyada bölgesel nüfuz çatışması, 2011 yılında Albay Muammer Kaddafi rejimine karşı patlak veren ayaklanma sonrası başladı. Katar, İslami eğilimlere sahip savaşçıları desteklerken, BAE, kabile merkezli güçleri özellikle Libyanın batısındaki Zintan kabilesi üyelerini desteklemiştir.BAE’nin Libya’daki adamlarını ifşa eden Amerikan dergisi, adamların adlarını teker teker saymıştır...

BAE ile Avrupa yanlısı BM Libya Özel Temsilcisi İspanyol Bernardino Leon arasında çok sıkı ilişkiler var. Tobruk Parlamentosu ve Hafter grubuna yönelik çabalara destek olmak için BAE ile Leon birlikte çalıştılar. Gazeteler, BAE Dışişleri Bakanı ile Leon’un e-posta yazışmalarını yayınladı. Nitekim gazeteler, Leon’un BM Libya Özel Temsilciliğini bıraktıktan sonra fahiş bir maaşla doğrudan BAE adına çalışmaya başladığını belirttiler. Birleşik Arap Emirlikleri ile İngiliz yanlısı BM Özel Elçisi arasındaki sıkı ilişki, İngiltere’nin BAE’nin Libya’da oynadığı rolden memnun olduğunu gösterir. Ağustos 2014’te BAE tarafından Trablus’ta İslamcı militanlara karşı düzenlenen hava saldırıları sonrası bu rol kendini iyice göstermiştir. Amerika, BAE’nin bu hava saldırılarını ilk ifşa eden devlet olmuştur. Meclisin Tobruk kentine taşınmasıyla eş zamanlı olarak 04 Ağustos 2014’te gerçekleşen ilk oturumun ardından BAE, hava saldırıları düzenlemişti! BAE’nin laikler yanlısı ve “İslamcılar”karşıtı eğiliminin arkasında İngiltere vardır. 31 Ocak 2017 tarihli Mısır el-Arabiya sitesinin bildirdiğine göre, Diğer taraftan İngiliz Telegraph gazetesi, BAE Dışişleri Bakanlığı ile Blair şirketi arasında varılan sözleşme taslağını göre danışmanlık ve tavsiyeler karşılığında Blair şirketinin 35 milyon tutarında yatırım sözleşmesi imzaladığını kaydetti... Taraflar arasında ortak pozisyon ve yönelimlerin en belirgin özelliği, bölgede aktif İslami parti ve hareketlere yönelik pozisyonlarıdır...Böylelikle açığa çıkıyor ki İngiltere, ajanları arasında rol paylaşımı yapıyor. Bu rol paylaşımı çelişkili gibi görünebilir. Ama sonuçta İngiliz amaçlarını gerçekleştiriyor. İngiltere, özellikle Libya gibi farklı kozlara sahip olduğu ülkelerde bütün ajanlarını tek bir sepete koymuyor. Bu sebeple Katar, Hafter karşısında ve İngiliz uzlaşı hükümeti yanında yer alıyor. BAE ise Hafter safında yer alıp var gücüyle onu destekliyor!

A- Tunusta BAEnin rolü: Tunus Cumhurbaşkanı Bacı Kayed Es Sebsi, Kasım 2015 yılında şunları söyledi: “BAE, (denetime tabi tutulmayacağından) emin olduğu için istikrarı sarsıcı yöntemler izliyor. BAEnin korkusuz bir imparatorluk yaratabilecek bir parası var. Çünkü Avrupa dâhil herkes, onun parasına gebedir.[30.11.2015 Middle East Eye] İngiltere yanlısı Tunus’a düşmanlık sergileyen ve aralarındaki ilişkilerde gerginlik yaşayan BAE’nin bu pozisyonuna dikkatlice bakıldığında, yapay olduğu görülür. Kanıtı, Es Sebsi’nin BAE ziyaretidir... Tunus ile BAE arasındaki gerginliğe gelince, Libya ve Cezayir sınırı kontrolleri için Tunus ile Fransa arasında imzalanan askeri teçhizat ve silah anlaşmasının BAE tarafından finanse edildiği aktarıldı. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Tunus Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, Fransa ile Tunus arasında imzalanan silah anlaşması hakkında 07 Nisan 2015 tarihinde Fransa basınında yer alan haberler üzerine bir gazetecinin konu ile ilgili sorusuna Üç ülke arasında işbirliği varyanıtını verdi. Tunus Dışişleri Bakanı Tayyib El Bakuşi, Silah alımına finans yaratmak için ülkesinin, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri ile görüşmeler yürüttüğünü...söyledi. [07.04.2015 Ed Düveli gazetesi] Buna göre bir yandan BAE, Tunus’un silah anlaşmalarını finanse ederken, öbür taraftan Tunus ile arasında gerginlik olduğu mesajını veriyor. Bu yüzden diyoruz ki gerginlik, gerçek değil, yapaydır. BAE, Tunus ve çevresinde, özellikle Libya’da İngiliz uşaklığı yapıyor. Çünkü Tunus, Hafter karşıtıdır ve Libya uzlaşı hükümeti yanlısıdır. Uzlaşı hükümet, Tunus gözetiminde ve kucağında doğdu. Daha sonra Trablus’a taşındı. BAE ile Tunus arasında anlaşmazlık olduğunu lanse etmek, BAE hatta İngiltere’nin Hafter’i aldatmasını kolaylaştırıyor!

A- BAEnin Es Sisi rolü: 2013 yılının ortalarında gerçekleşen Es Sisi darbesinden bu yana BAE ve beraberinde Suudi Arabistan, Es Sisi rejimine arka çıkmak için Mısır Cumhurbaşkanı Es Sisi’yi büyük ölçüde desteklediler. Kral Abdullah döneminde Suudi Arabistan İngiliz yanlısıydı. İngiltere de Amerika ile birlikte hareket ediyordu. Dolayısıyla İngiltere, bölgede Amerikan ajanları güçlü olup kendi ajanları da onlardan çok zayıf olduğu için ajanlarından Amerikan ajanları ile birlikte hareket etmelerini istiyor. İngiltere, Katar gibi bazı özel durumlar müstesna bütün ajanlarını tek bir sepete koymuyor. Amerikan ajanları karşıtlığı olmalarını istemiyor. Bizzat İngiltere’nin de Sisi’ye yönelik tavrı böyledir. Es Sisi’ye bazı güven verici mesajlar gönderiyor ve bunları BAE ile ilişkilendiriyor. İngiliz gazetelerinde bu açıkça dile getirildi. 25 Haziran 2014’de El Arabi El Cedid sitesi, Financial Times’da yayınlanan bir raporu aktardı. Rapora göre “Financial Times gazetesine konuşan Tony Blair uzmanı bazı bilirkişiler, Blairin, Mısır askeri liderler ve teröre bulaşan Körfez destekçileri tarafından ortaya atılan iddialar ile Müslüman Kardeşler hakkında rapor hazırlamaları için bir grup uzmanı görevlendirdiğini söylediler.Gazeteye göre, Tony Blair, geçen yıl Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursiyi deviren Mısırdaki askeri darbeye destek açıklamasında bulundu. En son yaptığı açıklamada darbeyi Bir ulusun kurtuluşu için kaçınılmazolarak tanımladı.Ayrıca gazeteye göre, Bu pozisyon, BAE hükümetinin pozisyonu ile örtüşüyor.Bu nedenle BAE’nin Es Sisi sevdası, İngiltere tarafından belirlenen hat çerçevesindedir. Zerre kadar bu çizgiden sapmıyor.  

Hatırlayın, 12 Ocak 2016 tarihli Soru Cevapta şöyle demiştik: “Tabi olunan büyük devlet aynı devlet olursa, tabi veya uydu devletler arasında çatışma anlamında herhangi bir çatışma olamaz. Çünkü genel olarak dış politikayı belirleyen o büyük devlettir. Genellikle de çatışma bu politika ekseninde cereyan etmektedir... Çatışma açısından durum böyledir. Çatışma olmadan aralarında çıkabilecek anlaşmazlığa gelince -ki bu uydu devletler arasında daha barizdir- bu, şu üç durumda mümkündür: Birincisi: Büyük devletin çıkarına hizmet etmek için rollerin paylaşımı konusunda. İkincisi: Anlaşmazlık, iç etkenlerden dolayı olursa. Yani uydu devletler arasındaki anlaşmazlık, yörüngesinde hareket edilen büyük devletin dış politikasına etki edecek şekilde dış kaynaklı olmazsa. Üçüncüsü: Anlaşmazlık, iki ajan arasında sakin olanbir olayı kızıştırarak ajanlardan birini desteklemek babından olursa. Destek gereksinimleri ortadan kalktıktan sonra olay tekrar eski haline döner.Kuşkusuz bu tanım, İngiltere’nin uydusu BAE’ne de uyuyor. Rol dağılımı açısından BAE, birinci noktanın kapsamına dâhildir. İngiltere’nin kendisine belirlediği rolü oynuyor. İngiltere adına Katar da farklı bir rol oynuyor.

5- Özetle, Selman’la birlikte Amerikan güdümüne giren Suudi Arabistan dışında diğer Körfez ülkeleri gibi BAE de İngiltere yanlısı ve mutlak İngiliz bağımlısıdır... İster Yemen ve Libya’daki rolü olsun, isterse Mısır rejimine verdiği destek olsun BAE, motamot İngiltere’nin kendisi için belirlediği rolü oynuyor... Dolayısıyla BAE’nin görünürdeki politik çelişkisi, İngiltere’nin kendisi için kurguladığı laikler yanlısı ve İslamcılar karşıtı ana hatların bir ürünüdür. Bu ana hatlar, örneğin Katar için belirlenen ana hatlardan farklıdır. Ayrıca BAE, İngiltere adına özgün ve derin politik eylemler icra etmektedir. Çoğu zaman İngiltere hesabına BAE, bölgede Amerikan ajanlarının arkalarında iş tutmakta ve bu mevzilerden İngiltere’ye hizmet vermektedir... Bununla beraber ister Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri olsun isterse Müslüman ülkelerdeki herhangi bir devlet olsun, sömürgeci kâfirlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu, büyük bir suçtur. Hepsi, bu suçta helak olup gideceklerdir. Ne bu dünyada ne de ahirette bu suçtan ötürü iyilik görecek değillerdir. Kaviyy ve Aziz olan Allah, bu kimseler hakkında şöyle buyurmuştur:

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ  Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.[Enam 124]

H.12 Receb 1438
M.09 Nisan 2017