Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu Raşta’nın Hilafet Devleti’nin Yıkılışının 105. Yıl dönümü Münasebetiyle Yaptığı Konuşma

DUYURULAR

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu Raşta’nın Hilafet Devleti’nin Yıkılışının 105. Yıl dönümü Münasebetiyle Yaptığı Konuşma

بسم الله الرحمن الرحيم

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu Raşta’nın (Allah onu korusun)

Hilafet Devleti’nin Yıkılışının 105. Yıl dönümü Münasebetiyle Yaptığı Konuşma

Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun Âli’ne, ashabına ve onu dost edinenler üzerine olsun. Ve badu...

Cihat, adalet ve Allah’ın izniyle ihsan ümmeti olan İslam Ümmetine... İnsanlar için çıkarılmış en hayırlı Ümmete... Allah’ın zafer ve temkin ile (hakimiyet) ile aziz kıldığı Ümmete...

Raşidi Hilafeti ikame ederek İslami hayatı yeniden başlatmak için daveti yüklenenlere… Biz onları Allah’ın izniyle takva sahibi, tertemiz, yüzleri nurlu ve hayırlı kimseler olarak görüyoruz…

* Bundan tam yüz beş yıl önce, H.1342 yılı Recep ayının son günlerinde (M. 1924 Mart ayının başlarında), o dönemde başını İngiltere’nin çektiği sömürgeci kâfirler, Arap ve Türk hainlerin işbirliğiyle Hilafet Devleti’ni yıkmayı başardılar. Asrın mücrimi Mustafa Kemal, Hilafeti ilga ederek apaçık küfrünü ilan etti, Halifeyi İstanbul’da kuşattı ve o günün seher vakti onu sürgüne gönderdi... Böylece izzetlerinin kaynağı ve Rablerinin rızası olan Hilafetin yıkılmasıyla Müslüman topraklarında dehşet verici bir deprem yaşandı... Halbuki Ubade b. Samet RadıyAllahu Anh’dan rivayet edilen ve müttefikin aleyh olan Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hadisi gereğince ümmetin Mustafa Kemal’e kılıçla karşı koyması farzdı:

وَأَنْ لَا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أَهْلَهُ إِلَّا أَنْ تَرَوْا كُفْراً بَوَاحاً عِنْدَكُمْ مِنْ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ “Hakkında Allah’tan bir delil (burhan) bulunan apaçık bir küfür (küfr-ü bevah) görmedikçe emir sahipleriyle (yöneticilerle) çekişmemek üzere biat ettik.” Ancak Ümmet bu konuda kusurlu davrandı; o mücrimi ve avenelerini kökünden söküp atmak ve onları hüsrana uğratmak için kıyama kalkmadı. Aksine Hilafet’in kaybıyla başlayan deprem devam etti... Bunun neticesinde sömürgeci kâfirlerin nüfuzu İslam beldelerinde perçinleşti. Müslüman ülkelerini yaklaşık 55 parçaya böldüler!

* Sonra Müslümanların başındaki Ruveybida yöneticiler, bu depreme bir başka deprem daha eklediler. Yahudilerin, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç yeri olan Mübarek Toprağı işgal etmesini mâni olmadılar. Sonra daha da alçaklaştılar, kimisi perde gerisinden, kimisi alenen hiçbir yerden geri çekilmeyen Yahudi varlığıyla normalleşme yarışına girdiler!! Tepeden tırnağa kendilerini saran o zilleti umursamadan cürüm işlemek için adeta birbirleriyle yarıştılar.

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ “Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.” [Enam 124]

* Ey Müslümanlar! Hilafet yıkıldıktan ve bugün bile Haşim Gazze ve Mübarek Toprak konusunda Tağut Trump’ın talimatına göre hareket eden Ruveybida yöneticiler hükmetmeye başladıktan sonra işte sizin haliniz budur. Trump, 2025 Eylül’ünde BM Genel Kurulu toplantıları marjında Suudi Arabistan, BAE, Katar, Mısır, Ürdün, Türkiye, Endonezya ve Pakistan’ın katılımıyla en önemli toplantı olarak nitelendirdiği bir toplantıya başkanlık etti. Ardından Trump, onlara, Gazze’nin heba edilmesini, vesayet altına alınmasını, Trump ve Yahudi varlığının keyif süreceği bir bahçeye dönüştürülmesi için Gazze’nin sömürgeleştirilmesini öngören 20 maddelik bir plan sundu daha doğrusu dayattı! Bunun ardından es Sisi, Haşim Gazze’de Barış Kurulu adı altında bir sömürge ya da vesayet kurulu kurulmasını öngören 2803 sayılı Güvenlik Konseyi kararına zemin hazırlamak üzere Kinane diyarında Trump ve onun uğursuz planı için bir tören düzenledi! Daha sonra Trump, Gazze’de başkanlığını yapacağı kurulun üyelerini 2026 yılının başında açıklayacağını duyurdu... El-Cezire, “Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar gücüne bir Amerikalı general atamasının muhtemel olduğunu” aktardı. (11.12.2025 El Cezire) Yani Gazze’de hem yönetim hem de güvenlik Trump’ın kontrolüne veriliyor...! Ardından Trump’ın özel temsilcisi Witkoff, istikrar gücünün konuşlandırılması ve Hamas’ın silahsızlandırılması anlamına gelen ikinci aşamaya geçmek ve bunun uygulanmasının pratik adımlarını ele almak üzere 19 Aralık 2025’te Miami’de “arabulucu” ülkeler Türkiye, Mısır ve Katar ile bir araya geldi! Sonra Trump, Florida’da Netanyahu ile görüştü. Görüşme sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çok verimli bir görüşme” gerçekleştirdiklerini söyledi. Görüşmede Hamas’ın silahsızlandırılması meselesini ele aldıklarını belirtti. Hamas’a silahsızlanması için çok kısa bir süre verileceğini, kabul etmemesi durumunda ise bunun sonuçlarının çok ağır olacağı uyarısında bulundu.” (30.12.2023 BBC) Trump; tüm bunları, Gazze’de insanı, ağacı ve taşı hedef alan vahşi bir savaşta Yahudi varlığına her türlü ağır ve süper ağır silahı sağlayan bir kişi olarak söylüyor... Trump; tüm bunları, Mübarek Toprağın kurtarılması konusunda sessiz kalarak onu sırtından hançerleyen, hatta Trump’ın 20 maddelik planını ayakta alkışlayan İslam ülkelerindeki yöneticilerin gözleri önünde söyledi ve yapıyor!

* Bu yöneticiler yalnızca Filistin’i değil, sömürgeci kâfirlerin özellikle de Amerika’nın çıkarı için ve onların dürtüsüyle, yönettikleri ülkeleri de sırtından hançerlediler... Güney Sudan ayrıldı, Darfur da aynı yolda… Libya da öyle. Çatışmalar yaşanıyor ve iki devlete bölünmüş durumda... Yemen; kuzey ve güneye ayrılmış durumda hatta güney bile kendi içinde bölünmüş durumda...! Yeni Suriye, Amerika’nın kucağına itildi; eski rejimin şebbihaları ve adamları serbest bırakılırken, Hilafet çağrısında bulunan Hizb-ut Tahrir gençleri halen zindanlarda tutuluyor, on yıla varan hapis cezalarıyla yargılanıyorlar... Bu Ruveybida yöneticiler, bununla da yetinmeyip İslam topraklarının diğer bölgelerinin de peşkeş çekilmesini kabullendiler ya da bizzat peşkeş çektiler. Müşrik Hindular, Keşmir’i ilhak etti... Rusya, Çeçenistan’ı ve Orta Asya’daki diğer Müslüman topraklarını ilhak etti... Doğu Timor Endonezya’dan koparıldı... Uzun yıllar Müslümanların kalesi olan Kıbrıs’ın büyük bir kısmı, bugün Yunanistan’ın kontrolünde... Rohingyalı Müslümanlar, Myanmar’da katlediliyor; Bangladeş’e sığınanlar ise rejimin baskısına maruz kalıyor. Rejim, onlara yardım elini uzatmıyor, onların düşmanlarıyla savaşmıyor. Doğu Türkistan’da da vahşi hayvanların bile uzak durduğu tüyler ürpertici bir Çin vahşeti yaşanıyor... Müslüman ülkelerdeki kurulu devletler, ölüm sessizliğine bürünmüş durumda; konuştuklarında ise Çin’in Müslümanlara karşı işlediği zulüm hakkında “bu bir iç meseledir” deyip geçiştiriyorlar!

كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِباً “Ağızlarından çıkan söz ne büyük iftiradır. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.” [Kehf 5]

* Ey Müslüman orduların askerleri! Sizler, sizden önceki İslâm askerlerinin izinden gidip, İslâm’ın zirvesi olan Allah yolunda cihat ile Filistin ve Gazze’yi Haşim’i kurtarmaya, Aziz ve Güçlü olan Allah’ın farzını yerine getirmeye muktedir değil misiniz?... Aslından koparılan ya da doğudaki ve batıdaki sömürgeci kafirlerin istila ettiği İslâm topraklarının her bir karışını geri almaya; sömürgeci kafirleri kendi yurtlarına kadar kovalamaya muktedir değil misiniz? Evet, muktedir değil misiniz? Allah’ın izniyle elbette muktedirsiniz:

* Çünkü sizler, İslam Ümmetinin evlatlarısınız... Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Ümmetisiniz... Muhacirler ve Ensar’ın Ümmetisiniz... Raşit Halifeler ve onlardan sonra gelen Halifelerin Ümmetisiniz... Müslümanlarla olan ahdini bozan ve onlara saldıran Rum Kralı’na; (Cevabım ise, duyacağın değil, göreceğindir!) diye karşılık veren ve dediğini yapan Harun Reşid’in torunlarısınız... Bir Rum’un zulmüne uğrayan kadının “Yetiş ya Mutasım!” feryadına icabet etmek için devasa bir ordu hazırlayan Mutasım’ın torunlarısınız... Sizler, Haçlıları yerle yeksan eden ve H. 27 Recep 583 M. 2 Ekim 1187 tarihinde Aksa’yı onların pisliğinden temizleyen Muzaffer Selahaddin Eyyubi’nin torunlarısınız.

* Sizler; Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Kostantiniyye’nin fatihi için söylediği ve “Onu fetheden komutanı ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur” övgüsüne mazhar olan genç komutan Fatih Sultan Mehmed’in torunlarısınız. Fatih Sultan Mehmet (Allah rahmet etsin ve nimetini artırsın), H. 857 M.1453 yılında Kostantiniyye’yi fethetti... Sizler; ABD’nin, Cezayir’deki esirlerinin serbest bırakılması ve Osmanlı donanmasının saldırısına maruz kalmaksızın Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’de geçiş izni verilmesi karşılığında, Cezayir valisine yıllık 642 bin altın dolar ve 12 bin Osmanlı altın lirası vergi ödemek zorunda kaldığı dönemin Halifesi III. Selim’in torunlarısınız... Amerika, tarihinde ilk kez kendi dili dışında bir dille ve hatta Osmanlı Devleti’nin diliyle H. 21 Safer 1210 M. 5 Eylül 1795 yılında bir antlaşma imzalamaya mecbur kaldı...

* Sizler; İstanbul’daki Fransa Büyükelçisi’ni çağırtıp, onunla kasten askeri üniformasıyla görüşen, sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e hakaret içerikli tiyatro oyununun gösterimi durdurulması için tehdit eden ve “Ben Müslümanların Halifesiyim... Eğer o oyunu durdurmazsanız dünyayı başınıza yıkarım” diyen Halife Abdülhamid’in torunlarısınız... Bunun üzerine Fransa, boyun eğdi ve H. 1307 M. 1890 yılında tiyatronun gösterimini yasakladı... Sizler; Yahudilerin devlet hazinesi için teklif ettiği milyonlarca altına kanmayan, Filistin’e yerleşmelerine izin vermesi için kendisine karşı oluşturulan uluslararası baskılardan korkmayan ve “Filistin’in Hilafet Devletinden ayrıldığını görmektense, bedenimin lime lime doğranmasını yeğlerim” meşhur sözünü söyleyen Halife’nin torunlarısınız. Halife Abdülhamid, ileri görüşlü biriydi, “Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar... Eğer bir gün Hilafet Devleti parçalanırsa, işte o zaman Filistin’i bedelsiz alabilirler” demişti. Nitekim öyle de oldu!

* Ey Müslümanlar! Ey Müslüman ülkelerin orduları! Hilafet yeniden kurulduğunda, atalarınız gibi siz de yeniden izzete kavuşacaksınız. Atalarınızın eylemleri, izzetlerinin kanıtıdır ve Allah’ın rızası ise çok daha büyüktür... Atalarınız Hilafet’i kurmakla kalmadı, onu koruyup kolladılar; böylece hem izzete eriştiler hem dünyanın efendisi oldular hem de Rablerinin rızasına nail oldular... Sizler de onların torunlarısınız. Haydi onların tabi olduğu gibi Hakk’a tabi olun, onların inşa ettiği gibi bir izzet inşa edin. Hilafet’i yeniden kurun ve onu koruyup kollayın. İşte Hizb-ut Tahrir aranızdadır; haydi ona destek olun. Zira Hizb, Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmak ve İslami hayatı yeniden başlatmak için gece gündüz çalışmaktadır. Ümmetin önünde gitmekte ve bu büyük iş için ona önderlik etmektedir. Hizb, sadece Hilafet çağrısıyla bile sömürgeci kâfirlerin uykularını kaçırmaktadır. Hilafeti kurup, sömürgeci kâfirlerin, Pasifik Okyanusu’nun kıyısındaki Endonezya ve Malezya’dan, Atlantik kıyısındaki Fas ve Endülüs’e kadar çizdiği o yapay sınırları ve engelleri kaldırdığında acaba durum nice olur?! O zaman Müslümanlar, eskiden olduğu gibi, İslam’ı ve Müslümanları izzetli kılan, küfrü ve kâfirleri de zelil kılan Raşidi Hilafet Devletiyle yeniden tek bir ümmet olacaklardır... Kuşkusuz Hilafet, İslam’ın ve Müslümanların topraklarını sömürgeci kâfirlerin elinden geri alacak, onları ülkelerinin derinliklerine kadar kovalayacak ve dünyayı yeniden aydınlatacaktır... O gün Hak yerini bulacak ve Batıl yok olacaktır.

وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقاً “Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.” [İsra 81]

* Şöyle denilebilir: Hilafet gerçekten bütün bunları yapacak mı? Zafer bahşedip yenilgiyi def edecek mi? Müslüman ülkelerini sömürgeci kâfirlerden kurtaracak mı? Onları kendi yurtlarına kadar kovalayacak mı? Biz de “Evet” deriz. Rabbimiz Subhânehu ve Teâlâ böyle buyurmaktadır:

إِنْ تَنْصُرُوا اللهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.” [Muhammed 7] Allah’ın vaat ettiği hakiki zafer, ancak O’nun hükümlerini ikame eden İslam Devleti’nin kurulmasıyla mümkün. Hilafet kurulduğunda, Allah Subhânehu ve Teâlâ ona yardım edecek; kök salacak ve izzet bulacaktır, dostları ona saygı duyacak, düşmanları ise ondan korkacaktır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:

الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” Çünkü Halife ve Hilafet bir kalkandır, yani korumadır. Koruması olan kimse, Allah’ın izniyle sonunda muzaffer olmaya mahkumdur; koruması olan kimsenin ülkesi asla heder olmaz, düşmanları böylesi kimseye asla yaklaşamaz. Hilafet tarihi buna şahittir; Bizans ve saltanatı nerede? Kisra ve Medain nerede? Okyanustan okyanusa uzanan o geniş coğrafyada tekbir seslerinin yankılanmasını sağlayan İslam Devleti, İslam ordusu ve İslam’ın adaleti değil mi? Eğer Hilafet o vakit doğuda ve batıda iki okyanusun ötesinde bir kara parçası olduğunu bilseydi, Güçlü, Aziz ve Hakîm olan Allah’a davet etmek için o iki okyanusun azgın dalgalarını da aşardı.

* Yine Hizb-ut Tahrir’in Hilafet’ten başka sermayesinin olmadığı; nerede olursa olsun sadece Hilafet’ten bahsettiği, Hilafetten başka bir şey bilmediği, ondan başka bir şeye alışık olmadığı da söylenebilir... Biz de deriz ki: Evet, Hilafet bizim sermayemiz ve sanatımızdır, izzet ve gücümüzdür, dinimiz ve dünyamızın koruyucusudur, asıl ve fasıldır. Hükümler onunla ikame edilir, hadler onunla uygulanır, fetihler onunla yapılır ve başlar Hak ile onun sayesinde dik durur. Hilafet, Müslümanların, önemi ve büyüklüğüne rağmen Rasûlullah SallAllahu aleyhi ve Sellem’in teçhiz ve defin işlemlerine başlamadan önce uğraşmaya koyuldukları bir iştir. Bütün bunlar, Hilafet’in azameti ve ehemmiyetinden kaynaklanmaktadır. Zira Sahabenin ileri gelenleri, Hilafet ile meşgul olmayı, o büyük farzdan, yani Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in defin işleminden daha öncelikli olduğunu düşünmüşlerdir.

Ey Müslümanlar! Ey Müslüman ülkelerin orduları! Şüphesiz Hilafet’in kurulması, Müslümanların ölüm kalım meselesidir... Şüphesiz biz, Allah’ın yardımına; İslâm’ın ve Müslümanların izzet bulacağına; mücahit Raşit Hilâfetin yeniden kurulacağına; Filistin’i işgal eden Yahudi varlığının ortadan kaldırılacağına ve Kostantiniyye’nin fethedilerek ‘İstanbul’ adıyla bir İslâm diyarı olması gibi Roma’nın da fethedileceğine yürekten inanıyoruz... Kâfirler ve münafıklar şöyle deseler bile biz bu konuda eminiz:

إِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هَؤُلَاءِ دِينُهُمْ “Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, ‘Bunları dinleri aldattı’ diyorlardı.” [Enfal 49] Çünkü Müslümanlar için tüm bu zaferler, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaadinde saklıdır.

وَعَدَ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ “Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55] İçinde bulunduğumuz bu ceberut saltanattan sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesinde saklıdır.

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ “Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra da sustu” [Ahmed] Hilafet, Allah’ın izniyle mutlaka geri dönecektir... Ancak Hilafet, kurulması için ciddi ve gayretli bir çalışma yapılmasını gerektirir. Çünkü Aziz ve Hâkim olan Allah’ın değişmez kanunu, bizler hiçbir şey yapmaksızın oturup dururken gökten melekler inip bizim için Hilafeti kurmasını, Aziz ve Güçlü olan Allah’ın vaadi ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesini gerçekleştirmesini gerektirmemektedir. Aksine bizler ciddiyetle, gayretle, sadakatle ve samimiyetle çalıştığımız zaman, Allah, bize yardım etmeleri için meleklerini indirecektir... Sonra Allah bize zafer ihsan edecek ve iki cihanda da kurtuluşa erdirecektir. İşte bu, büyük kurtuluştur... Hizb-ut Tahrir, Hilafet için ciddiyetle çalışmakta ve yakında kurulacağını müjdelemektedir. O halde acele edin ey Müslümanlar! Acele edin ey güç ehli! Davete ve nusrete katılın. Hilafet’i sadece uzaktan seyretmekle kalmayın, Hizb ile birlikte Hilafeti kurmak için acele edin. Zira Allah’ın izniyle zafer yakındır.

إِنَّ اللهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً “Allah, işinde galiptir. Allah her şey için bir kader tayin etmiştir.” [Talak 3]

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-6] Dualarımızın sonu, Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

H. Recep 1447 / M. Ocak 2026

Sizi Seven Kardeşiniz

Ata Bin Halil Ebu Raşta

PDF'i indirmek için tıklayınız

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.