HAFTALIK GÜNDEM DEĞERLENDİRME

Haftalık Değerlendirme Toplantısı - 2 Ocak 2024

Mahmut Kar, "Gazze’deki kardeşlerimiz küresel işgale karşı nasıl direniyorlarsa bizlerde kültürel işgale karşı öyle direnmemiz gerekiyor. Bu direniş Batı kültürüne ve batılı fikirlere karşı bir direniş olmalı, bu direniş batılı yaşam tarzına karşı bir direniş olmalı."

 

İŞGALE KARŞI DİRENİŞ RUHU KONFERANSLARI 
Toplantımıza 31 Aralık Pazar günü Türkiye’nin 50 farklı yerinde gerçekleştirdiğimiz eşzamanlı konferanslar ile başlamak istiyorum. Malum 7 Ekim tarihinden buyana Gazze’de topyekûn küresel bir işgal yaşanıyor. Bu işgalin faili olan gasıp Yahudi varlığı “İsrail”, bütün batılı devletler tarafından destekleniyor.  57 İslam beldesi, bu ülkelerin liderleri ve yönetimleri ise yaklaşık üç aydır bu katliam ve soykırımı izliyor. Bütün bu yalnızlık ve terk edilmişliğe rağmen Gazze halkı ve mücahitler işgale karşı direniyor ve işgalci askerlere kök söktürüyorlar. İmkânsızlıklara ve sayıca az olmalarına rağmen Gazze halkının ortaya koyduğu bu direniş, kendini yenilmez gören “İsrail” balonunu patlattı. Bombalanan evler, okullar, hastaneler, mescitler ve harabeye dönen bir şehre rağmen Gazze halkı topraklarını terk etmedi. Müslüman ülkelerin liderleri tarafından yalnızlığa terk edildikleri halde “hasbinallah ve nimel vekil” diyerek yalnızca Rablerine dayandılar. 


Ortaya koydukları direniş ruhu ile tüm Müslümanların uyanışına ve dirilişine vesile oldular. 7 Ekim tarihinden bu yana Türkiye’de, diğer İslam beldelerinde ve birçok batılı ülkede Gazze’ye destek eylemleri ve yürüyüşleri yapıldı. Biz de Türkiye’de o günden bu yana birçok yürüyüş, basın açıklaması, konferans, panel ve etkinlik gerçekleştirdik. İşte en son 31 Aralık Pazar günü “Gazze’de Küresel, Türkiye’de Kültürel İşgal, İŞGALE KARŞI DİRENİŞ RUHU” başlığı ile 50 yerde eş zamanlı konferanslar gerçekleştirdik. Filistin, Gazze ve diğer İslam beldelerindeki işgal ve savaşların bitmesi için Müslümanların ordularının harekete geçmesi gerekir dedik. İslam beldelerinde bir de kültürel işgal var dedik. Bugün Gazze’deki küresel işgalin sebebi tüm İslam beldelerindeki kültürel işgalin varlığıdır. Bu kültürel işgal koskoca bir ümmetin hareket etmesini imkânsız kılıyor. Çünkü Batılılar; laiklik, demokrasi, cumhuriyet ve özgürlükler düşüncesi gibi İslam dışı fikirleri İslam ümmetinin yaşadığı topraklara sokup Müslümanları zehirlediler. Milliyetçilik, vatancılık ve mezhepçilik gibi düşünceler ile Müslümanları parçalayıp ayrıştırdılar. İslami kaynaklar üzerinde ciddi şüpheler oluşturdular ve yeni nesilleri bu kaynaklardan tamamen uzaklaştırdılar.

Müslümanların tarihini özellikle Hilafetin tarihini tahrif ederek yalan ve iftiralarla çarpıttılar. 13 asırlık şanlı tarihi sürekli kötüleyerek Müslümanları tarihsel köklerinden uzaklaştırdılar. Batılı eğitim sistemi ve laik müfredat ile dini hiçbir değeri tanımayan, kendi tarihine düşman, tek amacı zevk ve eğlence olan bir gençlik modeli oluşturdular.

İşte gerçekleştirdiğimiz 50 ayrı konferansta bunları konuştuk. Küresel ve kültürel işgalden kurtulmak için Müslümanlara, bizlere yeniden bir direniş ruhu gerekiyor dedik.  Gazze’deki kardeşlerimiz küresel işgale karşı nasıl direniyorlarsa bizlerde kültürel işgale karşı öyle direnmemiz gerekiyor. Bu direniş Batı kültürüne ve batılı fikirlere karşı bir direniş olmalı, bu direniş batılı yaşam tarzına karşı bir direniş olmalı. Bu direniş, Batılı eğitim modeline karşı bir direniş olmalı, Batılı yönetim ve siyaset anlayışına karşı bir direniş olmalı. Peki, nedir bu direnişin ruhu; İslam’dır. Şiarı; Kelime-i Tevhiddir. Sembolü; İslami Fikir, İslami Hayat ve İslami Devlettir. Neticesi ise Yeniden İslami hayatı başlatacak olan Raşidi Hilâfettir. Rabbimiz’den gerçekleştirdiğimiz bu konferansları hayırlara vesile kılmasını niyaz ediyoruz. Rabbimiz bu amelleri Gazze ve tüm Filistin’in küresel işgalden, bütün İslam beldelerinin ve Müslümanların ise kültürel işgalden kurtulmasına vesile kılsın. 


KEMALİZMİN KELİME-İ TEVHİD DÜŞMANLIĞI 
Herkesin malumu olduğu üzere dün sabah namazından sonra İstanbul’da, “Şehitlere Rahmet, Filistin’e destek ve İsrail’e lanet” başlığıyla Galata Köprüsü’nde büyük bir yürüyüş gerçekleştirildi. On binlerce Müslüman’ın katılımıyla gerçekleşen bu yürüyüşten elinde taşıdığı Kelime-i Tevhid bayrağı ile evine dönmeye çalışan İsmail Aydemir’e, 21 yaşındaki bir kişi saldırdı. Sırf elindeki tevhid bayrağı yüzünden İsmail kardeşimize yumruklu saldırı gerçekleştirdi ve yaraladı. Bu vesile ile buradan kardeşimize geçmiş olsun dileklerimizi de iletiyorum. 


Bu olayın sosyal medyada duyulmasından sonra medya ve sosyal medyada bu saldırı konuşulması gerekirken Kelime-i Tevhid bayrağı konuşmaya başlandı. Özellikle sol, laik, Kemalist yayın organları ve hesaplar üzerinden hem İsmail Aydemir’e hem de elinde taşıdığı Kelime-i Tevhid bayrağına saldırı başladı. 


Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; Kelime-i Tevhid ve onun yazılı olduğu bayraklar tüm Müslümanlar için kutsal değerlerdendir. Kelime-i Tevhid; İslam’ın şiarı ve Müslüman olmanın ilk koşuludur. Kelime-i Tevhid; tüm Müslümanlar için canlarını uğrunda seve seve feda edecekleri en mukaddes değerlerdir. Kelime-i Tevhid; 1400 yıldır Müslümanların dillerinden düşürmedikleri en yüce söz, kalplerini nurlandıran en kıymetli ziynet, Müminleri birbirlerine bağlayan en sarsılmaz bağdır. İşte bu derece mukaddes olan Kelime-i Tevhid’in yazılı olduğu sancak ve bayraklar ise yeryüzündeki tüm Müslümanların dinini yani İslam’ını temsil eden, onlara tek bir ümmet olduklarını hatırlatan en kuşatıcı en birleştirici semboldür. Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in bizlere emaneti olan Kelime-i Tevhid sancağı yere düşmesin diye 13 asır boyunca milyonlarca can toprağa düşmüştür. Bu sancak yere düşmesin diye nice bedeller ödenmiştir ve sancak yere düşmemiştir. İslam’a ve Müslümanlara düşman Kemalist azgın bir güruhun Kelime-i Tevhid sancağına yönelik dünkü saldırılarında bu hakikat tekrar görülmüştür. 


Görüşleri farklı da olsa tüm Müslümanlar bu sancak etrafında birleştiler ve şiarlarına sahip çıktılar. Kemalist azgınların tüm tehdit ve saldırılarına rağmen, Kelime-i Tevhid sancağı üzerinde tek yürek, tek ses ve tek yumruk oldular. İşte bu birlikteliği görmek, her fırsatta İslam’a ve Müslümanlara saldıran bu azgın güruhu daha da öfkelendirdi ve çıldırttı. Ne yapacaklarını bilemeyen bu kesim, şiddeti ve şiddet uygulayanları savunmak durumunda kaldılar. Gazze’deki soykırıma karşı tepkisini ortaya koymak için sabahın köründe kalkıp yürüyüşe destek veren yaşlı birine saldıran kişiyi savundular. Sadece elinde tevhid bayrağı olduğu için İsmail Aydemir’e saldırıp yumruk atan bu kişiyi sahiplendiler. Şiddeti övdüler ve diğer gençleri de aynı şiddeti uygulamaları için teşvik ettiler adeta…


Suça ve şiddete alenen teşvik eden bu faşist ve Kemalist kesim diğer yandan tevhid bayrağı üzerinden Hilafete de saldırmaya başladılar. Hilafet istemenin, Kelime-i Tevhid bayrağı açmanın suç olduğu hakkında tezviratlarda bulunmaya başladılar. 15 gün önce İstanbul’da yapılan yürüyüşte açılan tevhid bayraklarını ve “Filistin Hilafet ile kurtulur” sloganlarını fırsat bilerek saldırılarını ve tehditlerini arttırdılar. 


Evet, yıllardır söyledik bir kez daha söylüyoruz; başta Filistin olmak üzere, işgal altındaki tüm beldelerimizi kurtaracak olan Hilafettir. Mazlum ve mustazaf evlatlarımızı, kâfirlerin katliamlarından kurtaracak olan Hilafettir. Başını kâfir ABD ve İngiltere’nin çektiği, tüm dünyayı kan gölüne çeviren sömürü ve zulüm düzenini sonlandırıp yeniden insanlığa huzur ve adaleti getirecek olan Hilafettir. Hilafet istemek suç değil, şereftir. Hilafeti istemek, izzeti istemektir, adaleti istemektir. Hilafet istemek bölünmüşlük ve parçalanmışlığın son bulmasını, yeniden Kelime-i tevhid sancağı altında birleşip tek bir ümmet olmayı istemektir. Bunların hiçbirisi suç değil tam aksine tüm Müslümanların özlemi ve hedefidir. Allah’ın vaadi ve Rasulullah’ın müjdesidir. 


Allah Subhanehu ve Teâlâ nur suresinde şöyle buyuruyor:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara onlardan öncekileri nasıl halifeler kıldıysa onları da yeryüzünde halifeler kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine kerleşik kılıp sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra onları güvenliğe çevireceğini vaat etti.” (Nur 55)


Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur;
Allah’ın olmasını dilediği kadar aranızda Nübüvvet olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidî) Hilâfet olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra Isırıcı Meliklik olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu da kaldıracaktır. Sonra Zorba Diktatörlük olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidî) Hilâfet olacaktır.” Sonra sükût etti.”


Biz Allah’ın bu vaadini ve Rasulullah’ın bu müjdesini ve yeryüzündeki tüm Müslümanların özlemini dile getiren Müslüman kardeşlerimizin paylaşımlarını hedefe koyup bunun üzerinden çığırtkanlık yapanların gerçek amacını çok iyi biliyoruz. İslam’a Kelime-i Tevhid bayrağına ve Müslümanların değerlerine yaptıkları onca tehdit, hakaret ve saldırıları ortada iken Hilafet’e özlem duyan bu paylaşımlar üzerinden saldırıya geçenlerin asıl niyetlerini ve hedeflerini çok iyi biliyoruz. 


Onlara şunu diyoruz; Sizler her türlü rezilliği savunan, ahlaksızlığı modernlik sanan, sömürgeci ve katliamcı Batılı ülkelerin payandası olmuş kimselersiniz. Sizler LGBT bayrağını savunan ve buna karşı Kelime-i Tevhid bayrağına düşman olanlarsınız. Sizler Batılıların tarihiyle övünen ve her fırsatta kendi tarihine ve ecdadına söven kimselersiniz. Sizler İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıktan başka hiçbir meziyetleri olmayanlarsınız. Sizler Gazze’de haftalardır devam eden soykırım karşısında dahi işgalci Yahudi varlığı İsrail’in bu topraklarda savunuculuğunu yapan zavallılarsınız. Sizler kuzey Irak’taki son terör saldırısında hayatını kaybeden askerler için güya üzülüp Milli yas ilan edilmesini isteyip sonra da hiç utanmadan yılbaşı eğlencelerine devam edenlersiniz. Sizler 100 yıldır yaşadığınız mağlubiyetlerin acısını Müslüman halkımızdan çıkarmak için her türlü kirli tezgahı kurarak kaos çıkartmak isteyenlersiniz. Sizler yeni bir vesayet alanı oluşturmak için futbol müsabakalarını bile istismar edenlersiniz. Yurtdışında gittiğiniz yeri karıştırırsınız yurt içine gelince ülkeyi karıştırırsınız. Sizi ve arkanızdaki sömürgeci güçleri çok iyi tanıyoruz.


Biliyoruz ki sizler kendilerini bu toprakların sahibi gibi gören, küçük olsun benim olsun anlayışına sahip darbeci zihniyetin yönettiği Türkiye’ye özlem duyanlarsınız. Bu halkın evlatlarına barış günlerinde çiftçi savaş günlerinde asker olmaktan başka bir şeyi layık görmeyenlersiniz. Yalan ve iftira sizin işiniz. Küfür ve hakaret sizin işiniz. Zulüm ve bozgunculuk sizin işiniz. Kendi halkının değerlerine düşmanlık etme de dünyada üstünüze yok. Ama şunu iyi bilin ki bu halk bütün çabalarınıza rağmen dinine, değerlerine, ecdadına, tarihine sahip çıkmaktadır ve çıkacaktır. Kelime-i Tevhid sancağı etrafında birleşecek, sizin bölücülük oyunlarınıza gelmeyecektir. Bu topraklarda bedeller ödemiş, şehidler vermiş ve bu toprakların gerçek sahipleri Müslüman Türkiye halkıdır ve bu halk İslam’a ve İslami değerlere sonuna kadar sahip çıkacaktır. Bunu sakın unutmayın, sakın ama sakın Müslümanlar üzerinde vesayet kurma hayalleri de kurmayın. 


Hizb-ut tahrir Türkiye Medya Bürosu
02 Ocak 2023

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.