Ne Trump Ne NATO Kâfirle İşbirliğine Veto
Türkiye, aradan geçen 22 yıldan sonra bir kez daha işgal ittifakı olan NATO Zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek zirve için Ankara’da adeta olağanüstü hâl ilan edildi. ABD Başkanı Trump ve 32 ülke liderinin katılacağı zirve için aylarca hummalı çalışmalar yapıldı. Genişletilen yollar, dökülen yeni asfaltlar, değiştirilen rögar kapakları, yeşillendirme ve peyzaj çalışmaları, toplantılar için inşa edilen yeni yapılar, cepheleri boyanan binalar, NATO reklamları ile donatılan sokak ve caddeler, hatta taksiciler için tek tip kıyafetin zorunlu kılınması ve bir gecede Ankara’daki bütün sokak köpeklerinin toplatılması bu çalışmalardan bazılarıdır. Bütün bu hazırlık, Müslüman Türkiye halkı için değil Ankara’da sadece iki gün kalacak kâfir yöneticiler için yapıldı. Ankara’da şaşalı törenle karşılanacak olan Epstein sapkını Trump’ın, Gazze’de yaşanan katliam ve soykırımın ortağı olduğu unutuldu, Türkiye’nin davetiyle zirveye katılacak olmasına anlam yüklenerek alkış tutuldu. ABD ve Batılı devletlere güvenlik garantisi vermek adına insanların evlerine baskın düzenlenerek gözaltı ve tutuklamalar yapıldı.
Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak, işgal ittifakı olan NATO’ya üye ülke liderlerinin Ankara’da ağırlanmasının, Allah’a, İslam’a, Müslümanlara ve İslam ümmetine ihanet olduğunu hatırlatıyoruz. Trump ve NATO’yu topraklarımızda asla istemiyoruz, kâfirle iş birliğini ise veto ediyoruz. Zira 1949’da kurulan NATO, Soğuk Savaş döneminin sona ermesine kadar, SSCB’ye karşı ABD ve Batı’yı koruyan kolektif bir ittifak olarak varlığını sürdürmüştür. Kırk küsur yıl boyunca Sovyet Rusya’ya karşı hiçbir askeri müdahalede bulunmayan bu ittifak, 1990’dan sonra tehdit algısını güncelleyip Ortadoğu ve İslam coğrafyasını hedefine koymuştur. Bosna, Kosova, Afganistan, Irak, Libya, Somali ve diğer İslami beldelerde yaptığı askeri operasyon ve işgaller, NATO’nun bundan sonraki varlık amacının somut göstergesidir. Bu sebeple Afganistan ve Irak işgallerinin yaşandığı 2004’te, NATO Zirvesine İstanbul’da ev sahipliği yaparak büyük bir utanca imza atan Türkiye’nin, 22 yıl sonra bu ihaneti tekrar etmesi yöneticiler için izzet değil zillettir. Allah Subhânehû ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ “Onlar, kâfirlerin yanında izzet mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir.” [Nisa 139]
Türkiye’nin şer ittifakı NATO’nun içinde yer alması, bugüne kadar ne bize ne de komşularımız olan diğer Müslüman beldelere hiçbir fayda sağlamamıştır. ABD ve Batı’nın Türkiye’ye bu kadar fazla anlam yüklemesinin sebebi kendilerine yönelik tehditlere karşı Türkiye’yi bir tampon bölge olarak kullanmak istemeleridir. Bu sebeple NATO’daki en büyük ikinci orduya sahip olan Türkiye’nin hem askeri gücünü hem insan kaynağı ve nüfusunu hem de stratejik konumu ve savunma sanayi alanındaki başarısını Batılı kâfirleri korumak için değil Müslümanlar ve İslam coğrafyasına liderlik yapmak için kullanması gerekmektedir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا “Allah, müminler üzerinde kâfirler için asla bir yol kılmaz.” [Nisa 141]
NATO başında ABD’nin olduğu bir haçlı ittifakıdır ve Müslümanlara karşı küfür tek millettir. Bugün İslam ümmetinin muhtaç olduğu yegâne şey Müslümanların birliğini sağlayacak olan devlettir. İşte ABD ve NATO’nun gelmesinden korktuğu o devlet, Raşidi Hilafet’tir. Dolayısıyla Türkiye'nin yapması gereken şey, bu şer ittifakında bir uç karakolu olmak değil tarihte olduğu gibi Hilafet ile yeniden İslam ümmetine liderlik etmektir.
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Türkiye Medya Bürosu
www.hizb-ut-tahrir.org | www.hizbut-tahrir.info | www.hizb-turkiye.com
PDF'i indirmek için tıklayınız
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!