Haftalık Değerlendirme Toplantısı - 25 Mart 2025
"Bugün Gazze, Yemen, yarın başka bir belde! Hilafet yeniden kurulmadan, İslam ümmetinin elleri, kalpleri, devletleri Hilafet sancağı altında birleşmeden, katliamlar, işgaller, zulümler bitmeyecektir!"
GAZZE’DE İŞGAL VE SOYKIRIM DEVAM EDİYOR
İşgalci Yahudi varlığı “İsrail” geçtiğimiz hafta ateşkesi bozmasının ardından aralıksız bir şekilde Gazze’ye saldırılarını sürdürüyor. Her güne bu lanetli terörist varlığın katliamlarıyla uyanıyoruz. Bu azgın güruh çoluk çocuk yaşlı genç, kadın erkek demeden katletmeye, aç ve susuz bırakmaya, işkence etmeye devam ediyor. Bir taraftan canı isterse anlaşmaya riayet ediyor canı istemediğinde de anlaşmayı iptal ederek keyfi katliam yapıyor. Diğer taraftan küstah Trump çıkıyor ve tam bir tüccar mantığıyla; Gazze’yi satın alacağını söylüyor. Yine Trump astığım astık kestiğim kestik edasıyla İslam dünyasına meydan okuyor.
Asırlar boyunca kıtalara hükmetmiş, dünyaya nizam vermiş İslam ümmetinin üzerinde; kâfirlerin diledikleri gibi tasarrufta bulunmaları ne kadar hazin değil mi? Daha düne kadar karasularımızda Hilafet devletine vergi vermeden gemilerini yüzdüremeyen kâfirlerin; bugün bir kovboy edasıyla Müslümanları aşağılayabilmeleri, dahası beldelerimizde istediği zaman istediği gibi hareket edebilme cüretine sahip olmaları ne kadar acı değil mi? Ben size çok daha hazin çok daha can yakıcı olanın ne olduğunu söyleyeyim mi? Gasıp Yahudi varlığının gerçekleştirdiği katliamların, küstah Trump’ın yaptığı hadsiz açıklamaların, Yemen’in bombalanmasının 57 İslam Beldesi’nin yöneticilerinin gözlerinin önünde gerçekleşmesidir. İslam beldelerinin yöneticilerinin sessizliği ve Filistin’i işgalden kurtarmak adına somut tek bir adım dahi atmamaları haçlı-Yahudi ittifakını cesaretlendirmektedir.
Evet hep birlikte gördük… Kâfirlere işledikleri suçların ve söyledikleri küstah sözlerin hesabını soracak siyasi iradeden yoksun olduğumuz için kâfirler azgınlaştıkça azgınlaştı, cesaretlendikçe cesaretlendi… Nasıl cesaretlenmesinler? 18 milyon asker sayısına ve devasa askeri güce sahip olmasına rağmen İslam beldelerinin yöneticileri Gazze’de katliamın son bulması için sadece kınadılar ve bir de uluslararası topluma çağrı yaptılar. Bu kadar acizlik olabilir mi? Bu kadar korkaklık olabilir mi? Bu kadar eziklik olabilir mi?
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan ateşkes anlaşmasının iptali üzerine çıktı açıklama yaptı ve Trump’la arası bozulmasın diye sadece şunu söyledi: “Netenyahu’nun soykırım politikasına artık dur denilmelidir.” Fakat aynı Erdoğan iki gün önce AK Parti İstanbul Teşkilatı iftar programında yaptığı bir konuşmada Gazze ile ilgili Uhud savaşı benzetmesi yaptı. “Uhud Savaşı’nda nöbet yerlerini terk etmeyen okçular gibi biz de Filistin davasına son nefesimize kadar samimiyetle sahip çıkacağız” dedi. Gazze konusunda, uluslararası topluma konuşurken kınama ve temennilerle yetiniliyor; İslami kamuoyuna gelince bol bol hamaset yapılıyor.
Peki soruyoruz Sayın Erdoğan! Bu zulmü kınama mesajlarıyla mı engellemeyi düşünüyorsunuz? Soruyoruz Allah aşkına Gazze’de yaşanan mezalimi; ABD’nin çıkarlarını korumaktan başka hiçbir işe yaramayan uluslararası topluma ya da işgalci “İsrail’in” kurucusu Birleşmiş Milletler’e havale ederek mi bitirmeyi düşünüyorsunuz? Müslümanların katili ABD’nin öncülük ettiği uluslararası kurumlar mı bu katliama dur diyecek?
Filistin davasına sahip çıktığınızı söylüyorsunuz sayın Erdoğan! Nasıl sahip çıkmaktır bu? Siz Müslümanların aklıyla, duygularıyla alay mı ediyorsunuz? Katliamlara seyirci kalmaktan, her katliam sonrası kınama mesajı yayınlamaktan başka bir şey yapmadığınız halde siz hangi Filistin davasına sahip çıkmaktan bahsediyorsunuz? Kardeşlerimizi acımasızca katledilmelerine rağmen; İsrail’le ticaretinizi sürdürerek sizin kime sahip çıktığınızı, kimin arkasını kolladığınızı ve kimin menfaatleri uğrunda çalıştığınızı tüm dünya pek ala gördü?
Boşuna kendinizi ve Müslümanları kandırmaya çalışmayın! Boşuna hamasi sözlerle sarf etmeyin artık! Takke düştü kel göründü. Siz Gazze’ye asla sahip çıkmadınız. Kendinizi Uhud savaşındaki nöbet tutan okçulara benzetiyorsunuz? Hangi ordunuzu hareket ettirerek Allah yolunda savaşa çıktınız da Uhud’da okçu olmaktan bahsediyorsunuz? Gazze için tek bir ok attınız mı, işgalci Yahudi varlığına tek bir kurşun sıktınız mı? Heyhat size kim inanır sayın Erdoğan? SİHALARI, İHALARI KAANLARI, hangarlarda paslanmaya terk ederek okçu da olunmaz, savaşçı da olunmaz, hayırlı bir lider ve komutan hiç olunmaz.
Gazze’ye nasıl sahip çıkılır biliyor musunuz? Bir Müslümanın esir olduğu haberi kendisine ulaştığında devasa ordular hazırlayıp kâfirlerin elinden Müslüman esiri kurtarmak için hareket eden Halife Ömer bin Abdülaziz gibi izzetli tutum sergilenirse işte o zaman Gazze’ye hakkıyla sahip çıkılmış olur? Geriye kalan he şey lafügüzaftır.
Artık açık bir şekilde ortaya çıkmıştır ki Hilafet olmadan Gazze kurtulmayacaktır! Yemen Doğu Türkistan, Keşmir, Arakan ve nice mazlum coğrafyalarımız Hilafet kurulmadan kurtulmayacaktır. Hilafet olmadan Müslümanlar sahipsiz kalmaya devam edecektir! Bugün Gazze, Yemen, yarın başka bir belde! Hilafet yeniden kurulmadan, İslam ümmetinin elleri, kalpleri, devletleri Hilafet sancağı altında birleşmeden, katliamlar, işgaller, zulümler bitmeyecektir! Öyleyse Hilafetin kurulması için çalışmak her Müslüman için hayat memat meselesi olmalıdır.
MUHALEFET BELEDİYELERİNE YÖNELİK OPERASYON VE PROTESTOLAR
Bir haftadır ülke gündemini meşgul eden belediye başkanlarının tutuklanması ve kayyum haberleriyle yatıp kalkıyoruz. Terörle iltisaklı olmak ya da yolsuzluk yapmak gibi ithamlarla belediye başkanları tutuklanıyor ve seçimle iş başına gelmiş olmalarına rağmen bir gecede görevden el çektiriliyorlar. Son yerel seçimlerden bu yana bir yıl içerisinde 14 belediyeye kayyum atandı. Bunlardan altısı DEM Partili il belediyesi, diğerleri ise DEM ve CHP’li ilçe belediyeleri. Son olarak Beykoz ve Beylikdüzü ilçeleri ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları da görevden uzaklaştırıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası Saraçhane Meydanı’nda toplantı yasağı çiğnenerek dört gece boyunca mitingler yapıldı, sloganlar atıldı. Özellikle büyükşehirlerde şiddet içerikli protestolar yaşandı ve çeşitli gözaltılar gerçekleşti.
Şimdi bu sürecin hukuki boyutlarını ele almayacağız. Zira olmayan bir şey üzerinde konuşmak zaman kaybıdır. Sürecin adil işleyip işlemediği konusu da gereksizdir, çünkü adalet bir asır önce bu topraklardan uzaklaştırıldı. O halde gündemi meşgul eden bu süreçten çıkarılması gereken başlıkları ele alalım. Öncelikle, Gazze’de ateşkesi keyfi olarak bitiren işgalci Yahudi varlığının bir gecede 100’den fazla Müslümanı şehit etmesinin hemen ertesi günü yapılan bu göz altılarla zulmün ikinci perdesi gözlerden kaçırıldı. Medya, ellerine geçen bu gündemi gece gündüz işleyerek Filistin meselesine karşı üç maymunu oynadı.
Diğer taraftan, çözüm süreci ve Suriye’deki gelişmeler halkın dikkatinden bir süre uzaklaştırılmış oldu. PKK ve Öcalan açılımları ile ilgili sürecin yıpranmasının önüne bu şekilde geçildi. Seçilmiş belediye başkanlarının rahatça görevden alınması, demokrasinin büyük bir yalan olduğunu da ifşa etti. Zira sadece Esenyurt, Beykoz, Beşiktaş ve İstanbul belediyeleri mi yolsuzluk yapıyor? Diğerleri sütten çıkmış ak
kaşık mı? Tabii ki değil! Neredeyse tüm belediyelerde iltimas, irtikap, komisyon adı altında rüşvet ve yolsuzluğun türlü çeşitleri mevcut. Ancak gücü elinde bulunduran, yargıyı da kendi siyasi çıkarlarına alet ediyor. Adalet sadece güçlünün hakkını korumak için çalışıyor. Yargıçlar birer devlet memuru edasıyla yargı dağıtıyor. Tarafsızlık ilkesi yerine bağlılık ilkesi gözetiliyor.
Üstelik bu durum yalnızca AK Parti’ye özgü değil. Yıllarca CHP zihniyeti de aynı suçu işlemedi mi? Hatta CHP zihniyeti yargı zulmünün mimarıdır. Bu CHP, başörtüsü ve sakal düşmanlığı üzerinden Müslümanları yargısız infaza tabi tutmadı mı? Kaybettiği her seçim sonrası cunta sopasını gösterip darbe yapmadı mı? Halkın iradesini yok sayan jakoben elitler CHP’li değil miydi? Şimdi aynı akıbete kendileri uğrayınca ne değişmiş oldu?
Diğer taraftan, hak, hukuk ve adalet arayışına çıkan sol gruplar birer vandal gibi yakıp yıkıyor. Cami duvarlarını necis işlerine alet ediyor, mezarlıklara zarar veriyor, polisle çatışıyorlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü fikir sahibi olmayanlar şiddete meyleder.
Siz ey vandallar, neden İslam'ı ve camileri hedef alıyorsunuz? AK Parti, İslâm’ın temsilcisi olmadığını defalarca dile getirmişken, İslam’ı referans alarak bir siyaset yürütmezken, her fırsatta laik cumhuriyetin ve demokrasinin teminatı olduğunu vurgularken, siz neden İslam’ı hedef alıyorsunuz? Siz neden hukuku siyasetin aparatı haline getiren, gücü ele geçirenin kendi cebini doldurduğu ve zalimleştikçe zalimleştiği, yozlaştıkça yozlaştığı demokratik laik sisteme en ufak bir eleştiri getirmiyorsunuz? Neden bu çıplak gerçeği görmezden geliyorsunuz? Çünkü sizin derdiniz de üzüm yemek değil, bağnazlığınızla hareket ediyorsunuz. Sizin anlatacak bir fikriniz, tartışacak bir konunuz, verecek güçlü bir mesajınız yok mu? Elinize alkol şişeleri, ağzınızda küfürle etrafa zarar vererek hangi hakka, hangi hukuka kavuşacaksınız?
Gördüğümüz bu manzara, 100 yıllık Cumhuriyet’in ürettiği saf rezaletin eseridir. Gençler etkisiz ve anlamsız sloganlar atıyor; kimi zaman zıplıyor, kimi zaman halay çekiyor. Ne ideolojik bir tavır var ne de güçlü bir söylem! Buna mukabil, karşı tarafta da henüz hukuki süreç tamamlanmadan, sadece hükümeti savunmak için neyi, nasıl eleştirdiği belli olmayan troller var. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşana kadar sessizliğini koruyan, o safını belli ettiği andan itibaren kalemlerine sarılan ateşli savunucular… Yan yana gözükmek için neredeyse belediye başkanlarını idam sehpasına oturtacaklar.
O büyüklü küçüklü troller, 23 yıl boyunca iktidarın gözetiminde yapılan onca yolsuzluğa, rant devşirmelerine, kamu malının yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine tek kelam etmiyorlar. AK Parti, 23 yıldır tabelasında yazdığı gibi bir adalet gösteremedi... Kendisinden olanları haksız, hukuksuz bir şekilde kayırınca toplum vicdanında büyük yaralar açtı. Çok ciddi iddia ve ithamlar varken, “Ama bunlar benim arsızım, benim hırsızım!” diyerek korununca, muhalefete yapılan bu yolsuzluk operasyonu insanlar tarafından doğal olarak siyasi bir hamle olarak görüldü. Türkiye’nin kirli siyasi ortamında başka türlü nasıl görülebilir ki?
Son olarak, yaşanan bu vahim tablonun ekonomiye maliyeti asla göz ardı edilmemelidir. Bir gecede borsada işlem hacimleri düştü, kur yükseldi, piyasalara güven azaldı. Türk lirasının değeri düştü; Merkez Bankası, döviz yükselişini dizginlemek için milyarlarca dolar sattı. Olan yine vatandaşın cebine, mutfağına oldu. Bugünün yöneticileri ve yönetici adayları demokratik siyaset içerisinde sadece siyasi istikballerini düşünüyorlar. Gelecek nesilleri değil gelecek seçimleri hedefliyorlar. Dolayısıyla hedefe ulaştıran her türlü işi mübah ve meşru görüyorlar.
Tüm bu kriz ve kokuşmuşluk tablosu bize, çürümenin en yukarıdan başladığını göstermektedir. Bu tablo, mevcut laik demokratik sistemin tamamen iflas ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu rüşvet, yolsuzluk ve adaletsizlik tablosu, iktidar ve muhalefetin ortaklaşa savunduğu laik cumhuriyet sisteminin eseridir. İşte İslam’dan kopuşun yüz yıllık sonucu budur: Ahlaki ve doğru olanın yerine, hile ve çıkara uygun olanı seçmek! Hâlbuki İslam, tüm beşeri ideolojilerin üzerinde; düşüncesiyle, metodu ile bir hidayet ve nur kaynağıdır. Onunla vakıayı ele alan, onunla siyaset yapan bir Müslüman, feraset ve basiret ile yürür. Allah’ın vahyine dönen izzet ve şeref kazanır. Ondan yüz çeviren ise hem dünyada hem ahirette rezil rüsva olur.
Öyleyse ey Müslümanlar! Tercihinizi demokratik partilerden yana değil, nizamlardan yana yapın. İlhamını Batı sömürgeciliğinin köhnemiş değerlerinden alan laik cumhuriyeti değil, Allah’ın nizamı olan Raşidi Hilafeti seçin! Demokrasinin değil, İslam’ın savunucusu olun. Zira İslam, bütün zulümleri ortadan kaldırmak için gelmiştir. İslam rahmettir, adalettir, iyilik ve hidayettir. Hidayete tabi olanlara selam olsun. Ramazan Bayramınız şimdiden mübarek olsun!
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
25 Mart 2025
#hizbuttahrir#hizbuttahrir türkiye#gündem değerlendirme#gazze#filistin#ekrem imamoğlu#istanbul#demokrasi#imamoğlu'nun tutuklanması
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!