BASIN AÇIKLAMALARI

İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmek Yetmez Batı Referanslı Tüm Kanunlar Kaldırılmalıdır

Bu hâli ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshi göz boyamaktan başka bir şey değildir. Yani değişen bir şey yok, eski tas eski hamam.

Hükümet, Avrupa Konseyi’nin sözde kadına yönelik şiddeti önlemek için hazırladığı “İstanbul Sözleşmesi’nden” ayrıldığını açıkladı. Meş’um sözleşme 46 ülke tarafından imzalanmış ancak bugüne kadar sadece 32 ülke uygulamıştır. Sözleşmeyi imzaladığı halde İngiltere, Bulgaristan, Macaristan gibi 11 ülke yürürlüğe dahi koymamıştır. Yine hatırlanmalıdır ki sözleşme TBMM’de grubu bulunan tüm partilerin ittifakı ile kabul edilmiştir. Avrupa’dan ithal diğer kanunlar gibi İstanbul Sözleşmesi de Müslümanlar için sadece yıkım, kaos ve felaket getirdi. Kadının beyanı esas alınarak milyonlarca erkek evinden uzaklaştırıldı, iftira ile yüzlercesi cezaevine atıldı. Kadına yönelik şiddet ve cinayetler arttı, evlilik oranı düştü, boşanmalar çoğaldı, cinsel sapkınlıklar desteklenerek koruma kapsamına alındı. Eşler arasında arabuluculuk suç sayıldı, ETCEP ve benzeri uygulamalarla ailenin ve toplumun kimyası bozuldu.

Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak bizler geçen sene aileyi yok eden tüm sözleşme ve kanunların kaldırılması için “Aile Nesil ve Toplum İslam ile Korunur!” başlıklı uzun soluklu bir kampanya çalışması yürüttük. Bu kampanya kapsamında ülkenin her köşesinde konferanslar ve paneller düzenledik, yine kent meydanlarında stant çalışmaları yaptık. Hazırladığımız on binlerce broşür ve kitapçığı dağıttık. STK, medya ve siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve kanaat önderleri dâhil toplumun her kesimi ile görüşerek İstanbul Sözleşmesi ve onunla iltisaklı kanunların zararlarını anlattık. Köklü çözümün İslam’ın İctimai Nizamının tatbik edilmesinde olduğunu ortaya koyduk.

Dolayısıyla hükumetin İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı geri çekilmesini zafer olarak görenlere şu hatırlatmayı yapıyor ve diyoruz ki; hükümet, sözleşmeyi feshetmekle ifrazatlarını ortadan kaldırmış değildir. Aksine gelen tepkiler üzerine aynı gün Ankara Mutabakatı denilen yeni bir çalışma başlatıldığı açıklanarak, İstanbul Sözleşmesi'nin feshinin mevcut yasaları yürürlükten kaldırmadığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un yürürlükte olduğu ifade edilmiştir. Yine CEDAW Sözleşmesi’nin “aynı kararlılıkla” uygulanmaya devam ettiği de ifade edilmiştir. Bu hâli ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshi göz boyamaktan başka bir şey değildir. Yani değişen bir şey yok, eski tas eski hamam. Sözleşmenin feshine karşı çıkarak bunu gericilikle eş değer görenlere gelince; onlara da şunu söylüyoruz: Sözleşmenin uygulandığı ve hayranı olduğunuz Batılı ülkelerin vahim durumu ortadadır. Bu toplumlarda aile yok edilmiş, insanlar yalnız kalmış, ahlaksızlık çoğalmış, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, cinsel istismar had safhaya ulaşmış, güven ve huzur kaybolmuştur.  

Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak bir kez daha hatırlatıyoruz: Birey, aile, nesil ve toplum ancak İslam ile korunur. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçerek Ankara Mutabakatı’nın hazırlanması yaşanan sorunlara çözüm olmayacaktır! Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın “özümüze dönmeliyiz” söylemi ancak iman ettiğimiz İslam akidesi ve nizamlarına uymakla gerçekleşebilir. Öyleyse tüm beşerî fikir ve nizamları terk edin ve âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kulları için vahyettiği İslam’a ve O’nun eşsiz nizamına dönün. Unutmayın ki özünüz İslam’dır! İslam ahkâmını uygulamaktan yüz çevirmeniz ise apaçık bir günah ve zulümdür.

حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir

Türkiye Medya Bürosu

PDF'i indirmek için tıklayınız

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.