BASIN AÇIKLAMALARI

İslâm'ı Yasaklayan ve Müslümanları Tutuklayan Laik Devletin Kökünü Ancak Hilâfet Kazır

Muhakkak ki ne Hükümet'in değiştirdiği yasaların, ne de Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararın, İslâm ve Müslümanlar nezdinde hiçbir kıymeti ve ehemmiyeti yoktur.

Bugün Anayasa Mahkemesi, başörtüsünün -sadece üniversitelerde- serbest bırakılması hakkında yapılan anayasa değişikliklerine CHP'nin itirazı ile açılan dâvâyı karara bağlayarak yapılan değişiklikleri iptal etti ve başörtüsü yasağının, anayasanın "değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez" (!) ilk maddelerinin ihlâli anlamına geldiğini belirterek içtihat niteliğinde bir karar aldı. Buna göre artık Türkiye'de -diğer öğretim kurumlarında ve kamuda değil- sırf üniversitelerde bile, Allah'ın kesin emri olan başörtüsü üzerindeki yasağın kaldırılmasına yönelik herhangi bir girişimin dahi önüne geçmiş oldu.

Allah'ın emrinin hiçbir zamanda ve mekânda Müslüman hanımlara yasaklanması asla kabul edilemez. Bunu yalnızca üniversitelerde serbest bırakıp diğer öğretim kurumlarında ve kamu kuruluşlarında sürdürmeye yönelik cüzi bir çabanın da hiçbir samimiyeti ve ciddiyeti yoktur. Üstelik Allah'ın emrini, şer'î dayanağını bırakıp özgürlüklere dayandırmanın da İslâm ile hiçbir alâkası yoktur. Mesele İslâm olduğundan, bunu yalnızca başörtüsü ile sınırlı tutmanın da İslâm ile hiçbir alâkası yoktur. Bilakis olması gereken, İslâm'ın bir bütün olarak hayatın her anında ve alanında tatbik edilir hale getirilmesidir. Bu da mevcut Demokratik Kapitalist Küfür sistemi dâhilinde olmaz, bu sistem içindeki mevcut siyâsî partilerin çıkaracağı Küfür kanunları ile hiç olmaz. Bilakis bu, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in şiddetten uzak yalnızca fikrî-siyâsî çalışmalar ile sınırlı metodunu adım adım takip ederek Allah'ın indirdikleri ile yönetecek bir İslâmî Devlet kurmakla olur.

Ne tevâfuktur ki Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü kararının açıklandığı gün, bu demokratik diktatörlüğün kökünü kazımak ve yerine Allah ve Rasulü'nün râzı olduğu şiddetten uzak şer'î metot dâhilinde Hilâfet Devleti'ni kurmak üzere takva ve ihlasla çalışan sekiz genç Erzurum'da tutuklandı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2003 yılında Yargıtay'a sunduğu raporun hilâfına, Hizb-ut Tahrir'i "terör örgütü" olarak tanımlama gafletinde ve Allah'ın rızâsı, İslâm'ın izzeti ve Müslümanların kurtuluşundan başkası için çalışmayan mü'minleri tutuklama hıyânetinde bulunan Erzurum Emniyeti, yayınladığı açıklamada Hizb'e "büyük darbe" vurulduğu iddiasında bulunmuştur. Daha Hizb'in kimliğinden ve hacminden bî-haber olanlar, görülüyor ki işledikleri cürümü yalnız işlemekle kalmamaktalar, bir de hâyâsızca bununla övünmektedirler. Tutuklanan kardeşlerimize gelince; umulur ki Allah, sabretmelerinden ötürü onlara mükâfatlarını iki kat verecektir.

Muhakkak ki ne Hükümet'in değiştirdiği yasaların, ne de Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararın, İslâm ve Müslümanlar nezdinde hiçbir kıymeti ve ehemmiyeti yoktur. Güvenlik ve istihbârat birimlerinin cürümlerinin de, İslâmî Dâvet üzerinde hiçbir zararı yoktur. Allah [Subhânehu ve Te'alâ]'nın vaat ettiği ve Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in müjdelediği Nübüvvet Minhâcı üzere İkinci Râşidî Hilâfet Devleti Allah'ın izniyle mutlaka kurulacak, İslâm'a ve Müslümanlara alenen düşmanlık eden bu Laik devletin, siyâsî mahkemelerinin, ikiyüzlü hükümetlerinin, kokuşmuş partilerinin ve şerir birimlerinin varlığını kökünden kazıyacaktır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.


Hizb-ut Tahrir Türkiye Resmi Sözcülüğü

PDF'i indirmek için tıklayınız

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.